Modül 2 · Bölüm 3

Arazi kullanım değişikliklerinin toprak karbon içeriğine etkisi

ENTRCSROSRSL

Son yıllarda etkilerini çok daha belirgin olarak hissettiğimiz küresel iklim değişikliğinin en büyük nedeni atmosferde bulunan sera gazlarının oranlarında görülen artıştır. Karbondioksit, bu sera gazları içerisinde en yüksek oranda bulunan gazdır. Atmosferik karbon (CO2) konsantrasyonlarının sanayi devrimi sonrasında artan oranlarda yükselişi antropojenik (insan faaliyetleri) kaynaklıdır.

Okyanuslardan sonra karasal ekosistemler en büyük karbon depolama alanlarıdır. Toprak, karasal biyosferin en büyük karbon rezervi konumunda olup atmosferik karbonun üç katı kadar karbonu bünyesinde depolar. Toprak karbonunda oluşan en ufak bir değişim bile atmosferik karbonu etkiler çünkü atmosfer ve toprak karbonu arasında sürekli bir akış söz konusudur. Arazi kullanımındaki farklılıklara bağlı olarak toprak stoklarındaki karbon da değişim göstermektedir. Bu değişimin yönü topraktan atmosfere doğru olduğunda ise atmosferik sera gazı miktarı artmaktadır.

Arazi kullanımındaki ve arazi yüzey örtüsündeki değişiklikler, dünyanın enerji dengesini etkileyerek iklim değişikliğine katkıda bulunabildiği gibi iklim değişikliğinden de etkilenebilmektedir. Arazi değişikliklerinin yarıdan fazlası doğrudan insan faaliyetleriyle meydana gelirken kalan kısmı iklim değişikliği gibi dolaylı etkenlerle ilişkilendirilmektedir [1]. Arazi yüzey örtüsündeki insan kaynaklı değişiklikler, ekosistemlerin yapısı ve işlevi için büyük bir öneme sahip olmakla birlikte insanlara gıda ve barınak sağlaması açısından da aynı ölçüde önem arz eder. Bu modül içerisinde arazi kullanım değişiklikleri ile iklim değişikliği arasındaki karşılıklı etkileşim irdelenmiştir.

Karasal Alanların Farklı Kullanımlarının Karbon Tutulumuna Etkileri

Dünya üzerinde yer alan arazilerin tam olarak nasıl kullanıldıklarına dair bir belirsizlik söz konusudur. Öte yandan bu arazilerin sürekli olarak dönüşüme uğradıkları ise bilinen bir gerçektir. Dünya çapında 13 milyar hektar buzul harici alan bulunmaktadır ve bunun üçte biri (4,3 milyar hektar) kalıcı otlak ve tarım alanlarından oluşmaktadır [2]. Genel olarak dünya üzerindeki buzul harici karasal alanların oransal olarak dağılımı Şekil 1’de özetlenmeye çalışılmıştır.

K

Şekil 1. Buzullar harici arazinin küresel kullanımlarına yönelik tahmin (Breewood ve Garnett 2020 [2]’den uyarlanmıştır)

Arazi yüzey örtüsünde oluşan değişikliklerin toprakta depolanan karbon miktarını değiştirebileceği ve bunun sonucunda da atmosferik karbonun bundan etkilenebileceği uzun zamandır bilinmektedir. Bununla birlikte arazi kullanım değişikliği ile toprak C stoklarındaki değişimleri inceleyen çok sayıda çalışma göstermiştir ki bazı kullanım farklılıkları sonucunda oluşan değişimin yönü ve büyüklüğü konusunda önemli anlaşmazlıklar bulunabilmektedir.

Bir ekosistemden diğerine geçiş doğada kendiliğinden gerçekleşebileceği gibi çoğunlukla insan faaliyetlerinin bir sonucu olarak meydana gelmektedir. Her toprağın bir karbon taşıma kapasitesi ve üzerinde bulunan bitkilerin çeşidine ve bölgenin iklim özelliklerine bağlı olarak bir denge karbon içeriği vardır [3]. Arazi kullanım değişikliklerinde toprağa karbon giriş ve çıkışlarında farklılıklar oluşur ve bu denge bozulmuş olur. Sürecin sonunda toprak C stokları ya bir karbon kaynağı olarak ya da bir karbon yutağı olarak değişmiş olacaktır. Bu konuda yapılmış olan birçok çalışma mevcuttur.

Deng ve ark., [4], literatürü gözden geçirerek, 29 ülkedeki 103 yeni yayının sentezine dayalı olarak yapmış oldukları bir çalışmada, arazi kullanım değişikliklerinin toprak karbon stokları üzerindeki etkilerini ortaya koymaya çalışmışlar ve inceledikleri sonuçlarda genel bir ortalama olarak, arazi kullanım dönüşümlerinin toprak karbon stoklarını önemli ölçüde azalttığını (0,39 Mg ha-1 yıl-1) ifade etmişlerdir. Araştırmacıların bulmuş oldukları diğer sonuçlar Çizelge 1’de özetlenmiştir. Buna göre toprak karbon stoklarında tarım arazisi ve ormanlık alanlardan çayır meraya geçişlerde toprak karbon stokları artarken çayırlık alanlardan ve ormanlardan tarım arazisine dönüşmüş sahalarda karbon stoklarındaki değişim azalış şeklinde ortaya çıkmıştır. Ormandan ormana dönüşümün olduğu yerlerde de yine karbon stoklarının azaldığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte araştırmacılar tarım arazisinden ve otlaklardan ormana dönüşen alanlarda toprak karbon stoklarında değişim olmadığını bildirmişlerdir. Ayrıca arazi kullanımlarında değişiklikler olması nedeniyle karbon stoklarında meydana gelen değişimlerin zaman içerisinde dalgalanmalar gösterdiği de yine aynı çalışmanın sonuçlarında belirtilmiştir.

Çizelge 1. Arazi kullanım değişikliklerinin toprak C tutulumu üzerine etkileri

Arazi kullanım değişimleri

Toprak karbon tutulumu

(Mg C.ha-1.yıl-1)

Tarım arazisinden çayıra +0,30
Ormandan çayıra +0,68
Çayırdan tarım arazisine -0,89
Ormandan tarım arazisine -1,74
Ormandan ormana -0,63
Tarım arazisinden ormana Fark yok
Çayırdan ormana Fark yok
Tamamında -0,39

Yapılan benzer bir çalışmada Dawson ve Smith [5], pek çok araştırma sonucundan bir derleme yapmışlar ve elde ettikleri bulgularda özellikle orman ve mera alanlarının tarım arazisine dönüşmesiyle toprak karbon içeriklerinin azaldığını buna karşın tersi durumda ise karbon artışlarının görüldüğünü vurgulamışlardır. Araştırmacıların elde ettikleri verilerden derlemiş oldukları sonuçlar Çizelge 2’de aktarılmıştır.

Çizelge 2. Arazi kullanım değişikliğine bağlı olarak toprak karbon stoklarındaki potansiyel değişiklikler (Dawson ve Smith (2007) [5]’den uyarlanmıştır. Pozitif değer kazanımları, negatif değer kayıpları gösterir)

Arazi kullanım değişimleri

Net karbon miktarı

(Ton.C.ha-1.yıl-1)

Ekilebilir araziden geçici otlağa (rotasyon) 1,6
Ekilebilir araziden otlağa (35 yıl) 0,63
Ekilebilir araziden kalıcı otlağa 0,27
Ekilebilir araziden ormana 0,6-2,8
Ekilebilir araziden ormana (25 yıl) 0,3-0,6
Kalıcı üründen ekilebilir araziye 0,27
Otlaktan ekilebilir araziye -1,0 ile -1,7
Otlaktan ekilebilir araziye (20 yıl) -0,95±0,3
Otlaktan ağaçlandırılmış alana (90 yıl) 0,1±0,02
Bozkırdan otlağa -0,9 ile -1,1
Ormandan ekilebilir araziye -0,6
Ormandan otlağa -0,1±0,1
Doğal vejetasyondan otlağa 0,35
Turbadan ekilebilir araziye -2,2 ile -5,4
Sulak alandan ekilebilir araziye -1,0 ile -19

Çizelgelerin incelenmesinden de anlaşılabileceği gibi ormanlar ve çayır meralar karbonun depolanmasında hayati bir öneme sahiptirler. Dünya üzerinde kaplamış oldukları alan dikkate alındığında küresel karbon döngüsünde karbonun tutulumunu sağlayarak emisyonun azaltılmasında önemli görev üstlenirler.

Çayır Mera Alanlarında Arazi Kullanım Değişimlerinin Etkileri

Mera alanları, sahip olduğu biyoçeşitlilik ve erozyonu önleme yeteneği bakımından dünya için hayati öneme sahiptir. Ayrıca buna ek olarak en önemli karasal karbon yutakları arasında bulunurlar. Çayır-mera alanları, küresel karbon döngüsünün ana elemanlarından olup verimlilikleri ve döngü sürelerinde belirsizlik olsa da yıllık olarak yaklaşık 0,5 Pg CO2 tuttuğu söylenebilir [6]. Küresel anlamda tropik ve ılıman iklim bölgelerinde bulunan çayır ve otlaklarda üzerindeki bitki varlığı ile birlikte toprakta bulunan karbon stoğunun 634 Pg olduğu bildirilmektedir [7]. Önemli bir karbon yutağı konumunda olan çayır meralar iklim değişikliğinin etkilerini azaltmada hayati bir role sahiptirler.

Çayır mera alanlarının tarım arazilerine dönüştürülmesi, arazi kullanımındaki en büyük değişikliklerden birisi olup hem toprak erozyonunu hem de toprak organik karbonunun kaybını hızlandırır. Ekilebilir alanlara dönüşmüş meralık alanlarda toprak karbonu daha kolay salınabileceğinden atmosferik karbonun artmasına neden olmaktadır. Bununla birlikte, bu tür dönüşümlerde organik karbon kaybını etkileyen çok fazla değişken bulunmaktadır. Arazi kullanım değişikliklerinin toprak karbon stokları üzerinde etkilerinin bir meta analizle ortaya konulmaya çalışılan bir incelemede, toprak karbon stokları meradan plantasyona dönüştürüldüğünde %10 azalırken, meradan tarlaya dönüşümde bu kayıp %59 olmuştur. Bunun yanında doğal ormanlık alandan meraya dönüştürülmüş alanlarda toprak organik karbonu %8, tarladan meraya çevrilmiş alanlarda ise %19 artış göstermiştir [8].

Yine 81 örnek incelenerek yapılmış bir başka meta analiz çalışmasında çayır mera alanlarının dönüşümünden sonra toprak organik karbonunun azaldığı ve bu azalmanın 0-60 cm’lik toprak derinliğinde gerçekleştiği daha derinlerde ise aynı kaldığı ifade edilmiştir [9]. Aynı araştırmacılar toprakta organik karbon azalışının zamanla devam ettiğini ve 20 yılın sonunda dengeye ulaştığını vurgulamışlardır. Çalışma sonucunda organik karbon kaybının esas olarak yağış, toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri ve toprak mikroorganizmalarındaki değişimler sonucunda gerçekleştiği belirtilmiştir.

Mera alanlarının doğrudan kaybı dışında özellikle yapılan yanlış uygulamalar nedeniyle verimliliklerini kaybetmeleri dünyada çok sık rastlanan bir durumdur. Bu şekilde zarar görmüş alanlarda toprak karbon stokları da doğal olarak azalmaktadır. Bu konuda en büyük zararı veren uygulama yanlış otlatmadır. Dünyanın en geniş otlaklarına sahip ülkelerden birisi olan Moğolistan’da yapılan uydu gözlemleri göstermiştir ki, zamana bağlı olarak önemli biyokütle kayıpları yaşanmıştır. Ülkede bulunan bozkır bölgesinin tamamına yakınında 21 yıllık bir süre zarfında yapılan gözlemler sonucu ortaya çıkan yaklaşık % 60 oranındaki biyokütle azalışı azalan yağış ve artan sıcaklık ile birlikte ülkede kaşmir ürünlerin talebine bağlı olarak artan keçi üretimi ve buna bağlı olarak oluşan aşırı otlatmayla ilişkilendirilmektedir [10].

Meraların korunması ve iyileştirilmesi adına yapılacak doğru mera yönetimi ile bu sahalarda verimliliğin artırılması mümkün olabilecektir. Bu durum önemli karbon yutağı konumundaki çayır meraların karbon stoklarında artış olmasına neden olacaktır. Yapılan birçok araştırma sonucunda elde edilen veriler üzerinden yapılmış bir inceleme sonucunda geliştirilmiş otlatma yönetimi, çayır mera alanlarında gübreleme, baklagil türleriyle otlak alanların zenginleştirilmesi, sulama gibi ıslah edici uygulamalarla yıllık olarak hektara 0,105 ile 1 Mg üzerinde değişen oranlarda C artışı sağlandığı belirtilmiştir [11].

Otlatmanın toprak karbon içeriği üzerindeki etkilerini otlak bitkileri ekseninde irdeleyen bir çalışmanın sonuçlarına göre yoğun otlatma C4 bitkilerinin baskın olduğu C4-C3 karışık otlaklarda toprak organik karbon içeriğini % 6-7 arasında artırırken, C3-bitkilerinin baskın olduğu otlaklarda toprak organik karbon içeriği ortalama %18 azalış göstermiştir [12]. Araştırmacılar C3 ve C4 baskın otlakların otlatmaya karşı toprak organik karbon içeriğinde bu kadar güçlü bir şekilde farklar göstermesinin üzerinde odaklanılması gerektiğini vurgulamışlardır.

Toprakların karbon depolama potansiyelini değerlendirmek üzere, iyileştirilmiş çayır-mera yönetimi uygulamalarının ve otlaklara dönüşümün küresel çapta etkileri 115 adet çalışma sonucunun analiz edilmesiyle değerlendirilmiştir [13]. Elde edilen sonuçlara göre, iyileştirilmiş mera yönetimi uygulamaları arasında gübreleme, iyileştirilmiş otlatma yönetimi, ekilebilir alanların meraya dönüştürülmesi, doğal bitki örtüsünün kullanılması, baklagil bitkilerinin ekimi, sulama ve solucan girişi gibi yöntemler değerlendirilmiş olup çalışmaların %74'ünde iyileştirilmiş yönetimle toprak C içeriğinin arttığı ortaya konulmuştur. Karbon tutma oranlarındaki artış 40 yıl süresince devam ederken genel olarak 10 cm’lik toprak derinliğinde en yüksek seviyede görülmüştür. İyileştirme türüne göre C tutma oranları 0,11 ila 3,04 Mg C.ha−1.yıl-1 arasında ve ortalama 0,54 Mg C.ha−1.yıl-1 olarak ifade edilmiştir.

Ormanlık Alanlarda Arazi Kullanım Farklılıklarının Karbon Stokları Üzerine Etkisi

Ormanlar karasal ekosistemler içinde gerek toprak gerekse biyokütle bakımından en önemli karbon yutak alanlarından birisidir. Küresel olarak karalarda tutulan karbonun yaklaşık yarısı ormanlarda yer alırken (1146 x 1015 g) bu miktarın 2/3 kadarı toprak havuzlarında tutulur [14]. Yıllık bazda ayrışma ile toprağa giren karbon miktarı (61.4 x 1015g) solunumla çıkan miktarı (60 x 1015 g) biraz aştığından dolayı küresel ölçekte topraklar net karbon tutulumuna katkı yaparlar [15].

Küresel karbon döngüsü açısından toprak karbon tutulumu önemli bir olgu olmasına karşın ormanlardan elde edilen bazı ürünlerin kullanımlarına da ihtiyaç duyulmaktadır. Ormancılık günümüzde önemli bir endüstri sektörü konumunda olup yapılan farklı ormancılık uygulamalarına bağlı olarak ormanın karbon havuzlarında değişimlerin ortaya çıkması beklenen bir durumdur. Ağaçların kesimi ve aralanması bunlar arasında yer alır.

Küresel ölçekte 432 verinin incelenerek değerlendirildiği bir meta analizde kesim sonrası toprak karbonunda %8±3 oranında azalma olabileceği, ölü örtüde ise bu azalmanın %30±6 ile daha büyük oranda beklendiği ifade edilmiştir [16]. Çalışmada ağaç türlerine göre karbon miktarındaki azalışın farklı olabileceği belirtilmiş olup ibreli ve iğne yapraklı türlerdeki azalış %20 civarındayken, yapraklı türlerde ortalama %36 civarındadır. Araştırmacılar ayrıca toprak karbonundaki azalmanın toprak sınıfına göre de değişebileceğini belirtmişlerdir. Organik madde içeriğinin düşük olduğu topraklarda önemli bir değişim görülmezken daha yüksek organik madde içeren topraklarda azalmanın daha önemli miktarlarda olduğu ifade edilmiştir. Örneğin alfisol ve spodosollerde görülen değişim önemli bulunmazken inseptisol ve ultisollerde toprak karbon içeriğindeki azalış sırasıyla %13 ve %7 olarak gerçekleşmiştir.

Ormanlık alanların yok olması, bir karbon yutağı görevi gören bu alanların karbon kaynağına dönüşmesine neden olmaktadır. Tropikal ormanlardaki bozulma nedeniyle yıllık 2,1 milyar ton CO2 emisyonu oluştuğu, bunun %53’ünün kereste üretimi, %30’unun yakacak odun ve %17’sinin orman yangını kaynaklı olduğu öne sürülmektedir [17].

Dünyanın tropikal ormanları üzerinde canlı bitki örtüsünün yer üstü karbon yoğunluğundaki net yıllık değişiklikleri ölçmek amacıyla yapılan bir çalışmada 2003–2014 yılları arasında 12 yıllık veriler MODIS uydu verileri kullanılarak değerlendirilmiş ve yapılan ölçümlerde dünyanın tropikal ormanlarının yıllık 425.2 ± 92.0 Tg net karbon salınımıyla karbon kaynağı olduğu ifade edilmiştir [18]. Çalışmada net karbon salınımı, 861.7 ± 80.2 Tg C yıl–1 olarak bulunurken kazanç 436.5 ± 31.0 Tg C yıl–1 olarak hesap edilmiştir. Elde edilen karbon kazançları orman büyümesinden kaynaklandığı, kayıpların ise ormansızlaşmadan ve sonrasında kalan ormanlardaki karbon yoğunluğundaki azalıştan meydana geldiği belirtilmiştir. Çalışmada elde edilmiş veriler kıtalar bazında Çizelge 3’de verilmiştir.

Çizelge 3. Dünyanın tropik ormanlarında yer üstü karbon depolamasındaki (Tg C yıl–1) değişiklikler.

Bölgeler Kayıp Kazanç Net
Amerika 516,0±69,5 191,2±18,2 324,8±73,5
Afrika 205,0±24,7 132,9±19,3 72,1±32,9
Asya 140,7±17,9 112,4±10,3 28,2±21,5
TOPLAM 861,7±80,2 436,5±31,0 425,2±92,0

Ormanlık alanlarda, arazi kullanımındaki değişimlere bağlı olarak toprak organik karbonunun değişmesi de kaçınılmaz bir sonuç olmaktadır. Bununla birlikte toprak organik karbonu stoklarındaki değişimi etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Örneğin ormanlık alandan plantasyona dönüşümün etkilerinin incelendiği bir çalışmada geniş yapraklı türlerin bulunduğu bir ormanda toprak karbon stoklarında çok ufak değişim olduğu bildirilirken kozalaklı türlerden dönüşmüş bir alanda karbon stoklarındaki azalmanın % 15’e ulaştığı bildirilmiştir [8]. Toprak karbonundaki değişim yağış yoğunluğundan etkilenmiş olup 1500 mm üzerinde yağış görülen alanlarda % 56’ya ulaşan kayıplar yaşanmıştır. Ormandan plantasyona dönüşmüş alanlardaki toprak karbon kaybı süreç içerisinde devam etmiş olup % 20 oranında bulunmuş ve 40. yıldan sonra dengeye kavuşmuştur. Aynı çalışmanın sonuçlarında ormandan tarım alanına dönüşmüş arazilerde toprak organik karbonundaki kaybın % 42 olarak gerçekleştiği ve bunun toprağın ilk 60 cm’lik derinliğinde oluştuğu ifade edilmiştir.

Tarım alanlarının ormanlık alanlara dönüşümünün etkisinin incelendiği bir başka çalışmada ise eskiden tahıl ve asma yetiştirilmiş alanlar üzerine Pinus radiata plantasyonları kurularak toprak karbon depolamasının modelleme ile belirlendiği sonuçlar paylaşılmıştır [19]. Ağaçlandırma esnasında çoğu üst toprak katmalarında olmak üzere organik madde birikiminin gerçekleştiği bildirilirken, eskiden asma yetiştirilen alanlarda metrekarede yıllık karbon birikimi 19 g, tahıl yetiştirilmiş alanda ise 41 g olarak verilmiştir.

Kıyı bölgelerinde ağaç ve çalılardan oluşan ve yılda 25,5 milyon ton kadar karbon depolayabilme potansiyelleri [20] ile dünya için önemli karbon yutakları olan mangrov alanları da sürekli olarak azalmaktadır. Mangrovlar, bataklıklar ve deniz çayırlarının bozulumu nedeniyle her sene 0,15 ile 1,02 milyar ton karbon salınımı gerçekleştiği tahmin edilmektedir [21].

Kentleşmeye Bağlı Olarak Karbon Stoklarında Görülen Değişimler

Artan kentleşme nedeniyle arazi örtüsünde değişimler görülmekte ve bunun sonucunda karasal karbon depolarında önemli kayıplar olmaktadır. Özellikle kentsel genişlemeden daha az etkilenmiş alanlarda habitat kayıpları daha yüksek boyutlara ulaşmaktadır. Son yıllarda küresel ölçekte hızlı bir kentleşme olduğu açıktır.

Süreç tabanlı bir dinamik model kullanılarak, 1945-2007 yılları arasındaki 63 yıllık süreçte Güney Amerika'daki kentleşmiş arazilerin karbon dinamiklerinin üzerine etkilerinin değerlendirildiği bir çalışmada şehirleşmeye bağlı olarak bu süre içerisinde atmosfere karbon salınımının 0.21 Pg olduğu hesaplanmıştır [22]. Araştırmacılara göre kentleşme öncesi var olan arazi bitki örtüsü türü ve arazi dönüşümü üzerinden geçen zaman, kentleşmenin karbon dinamikleri üzerine etkilerinin boyutunu belirlemektedir. Arazi dönüşümü sırasında karbon depolamasındaki hızlı düşüşün ardından, bir kentsel ekosistem kademeli olarak karbon biriktirir ve ilk karbon kaybını 70-100 yılda telafi edebilir. Araştırmacılara göre kentsel ekosistemin karbon tutma oranı zamanla azalır ve iki yüzyıl sonra neredeyse yok olur.

Hızlı kentleşmenin karasal karbon kaynakları üzerindeki etkisinin belirlenmeye çalışıldığı bir diğer çalışmada Çin’in Guangzhou şehrinde 2000 yılından 2012 yılına kadar arazi kullanımı değişikliklerinin karbon yutakları ve emisyonlar üzerindeki etkisi analiz edilmiştir [23]. Çalışma süresi boyunca Guangzhou şehrinde kentleşme %119 oranında artmış olup, karbon emisyonları, karbon yutak kapasitelerini önemli ölçüde aşmıştır. Toplam karbon yutağındaki azalış %30 olurken toplam karbon emisyonları artarak 13,73 × 106 tondan 39,67 × 106 tona ulaşmıştır. Araştırıcılar toprağın ekonomik kullanımını sağlamak amacıyla, devlet politikalarında arazi kullanımı için “kentsel büyüme sınırı” ve “ekolojik kırmızı çizgiler” belirlenmesi gerektiği uyarısında bulunmuşlardır.

Karbonun okyanuslarda ve karasal ekosistemlerde tutularak atmosfere olan salınımınının azaltılması günümüzde çok önemli hale gelmiştir. Topraklarda karbon tutulumu açısından arazi kullanım şekli büyük önem taşır. Çayır mera alanları ve ormanlar genellikle ekilebilir tarım alanlarına oranla daha yüksek karbon tutma potansiyeline sahiptirler. Karasal alanlarda net karbon salınımını artıracak arazi kullanım değişikliklerinden kaçınmak, küresel ısınmanın kontrolü açısından giderek daha hayati bir öneme sahip olacaktır.

Kaynaklar

  1. Song, XP., Hansen, M.C., Stehman, S.V. et al. (2018). Global land change from 1982 to 2016. Nature 560, 639–643. https://doi.org/10.1038/s41586-018-0411-9

  2. Breewood, H. & Garnett, T. (2020). What is feed-food competition? (Foodsource: building blocks). Food Climate Research Network, University of Oxford DOI: 10.13140/RG.2.2.32463.64161

  3. Jobbágy, E.G., & Jackson, R.B., (2000). The vertical distribution of soil organic carbon and its relation to climate and vegetation. Ecol. Appl. 10, 423–436.

  4. Deng, L., Zhu, G., Tang, Z., & Shangguan, Z. (2016). Global patterns of the effects of land-use changes on soil carbon stocks. Global Ecology and Conservation, 5, 127–138. doi:10.1016/j.gecco.2015.12.004

  5. Dawson, J. J. C., & Smith, P. (2007). Carbon losses from soil and its consequences for land-use management. Science of The Total Environment, 382(2-3), 165–190. doi:10.1016/j.scitotenv.2007.03.

  6. Kalonya, H.D., (2022). İklim Değişikliği Azaltım ve Uyum Süreçlerinde Mera Alanlarının Önemi, Çevre, Şehir ve İklim Dergisi. Yıl: 1. Sayı: 1. ss. 128-157.

  7. Janzen, H.H., (2004). Carbon cycling in earth systems-a soil science perspective, Agriculture, Ecosystems and Environment 104:399-417

  8. Guo, L. B., & Gifford, R. M. (2002). Soil carbon stocks and land use change: a meta analysis. Global Change Biology, 8(4), 345–360. doi:10.1046/j.1354-1013.2002.00486.x

  9. Tang, S., Guo, J., Li, S., Li, J., Xie, S., Zhai, X., … Wang, K. (2019). Synthesis of soil carbon losses in response to conversion of grassland to agriculture land. Soil and Tillage Research, 185, 29–35. doi:10.1016/j.still.2018.08.011

  10. Liu YY, Evans JP, McCabe MF, de Jeu RAM, van Dijk AIJM, et al. (2013) Changing Climate and Overgrazing Are Decimating Mongolian Steppes. PLOS ONE 8(2): e57599. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0057599

  11. Conant, R. T., Cerri, C. E. P., Osborne, B. B., & Paustian, K. (2017). Grassland management impacts on soil carbon stocks: a new synthesis. Ecological Applications, 27(2), 662–668. doi:10.1002/eap.1473

  12. McSherry, M. E., & Ritchie, M. E. (2013). Effects of grazing on grassland soil carbon: a global review. Global Change Biology, 19(5), 1347–1357. doi:10.1111/gcb.12144

  13. Conant, R. T., Paustian, K., & Elliott, E. T. (2001). Grassland Management and Conversion Into Grassland: Effects On Soil Carbon. Ecological Applications, 11(2), 343–355. doi:10.1890/1051-0761(2001)011[0343:gmacig]2.0.co;2

  14. Dixon, R.K., Brown, S., Houghton, R.A., Solomon, A.M., Trexler, M.C., & Wisniewski, J.,(1994). Carbon pools and flux of global forest ecosystems. Science 263, 185–190.

  15. Schimel, D.S. (1995). Terrestrial ecosystems and the carbon-cycle. Global Change Biology 1, 77–91.

  16. Nave, L. E., Vance, E. D., Swanston, C. W., & Curtis, P. S. (2010). Harvest impacts on soil carbon storage in temperate forests. Forest Ecology and Management, 259(5), 857–866. doi:10.1016/j.foreco.2009.12.009

  17. Pearson, T.R.H., Brown, S., Murray, L., & Sidman, G., (2017). Greenhouse gas emissions from tropical forest degradation: an underestimated source. Carbon Balance and Management volume 12, Article number: 3 (2017)

  18. Baccini, A., Walker, W., Carvalho, L., Farina, M., Sulla-Menashe, D., & Houghton, R. A. (2017). Tropical forests are a net carbon source based on aboveground measurements of gain and loss. Science, 358(6360), 230–234. doi:10.1126/science.aam5962

  19. Romanyá, J,, Cortina, J., Falloon, P., Coleman, K., & Smith, P. (2000). Modelling changes in soil organic matter after planting fast-growing Pinus radiata on Mediterranean agricultural soils. European Journal of Soil Science, 51, 627–641.

  20. Ong, J.E. (1993) Mangroves – a carbon source and sink. Chemosphere 27: 1097–1107.

  21. Pendleton, L., Donato, D.C., Murray, B.C., Crooks, S., Jenkins, W.A., Sifleet, S., et al. (2012) Estimating Global “Blue Carbon” Emissions from Conversion and Degradation of Vegetated Coastal Ecosystems. PLoS ONE 7(9): e43542. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0043542

  22. Zhang, C., Tian, H., Chen, G., Chappelka, A., Xu, X., Ren, W., … Lockaby, G. (2012). Impacts of urbanization on carbon balance in terrestrial ecosystems of the Southern United States. Environmental Pollution, 164, 89–101. doi:10.1016/j.envpol.2012.01.020

  23. Xu, Q., Yang, R., Dong, Y.-X., Liu, Y.-X., & Qiu, L.-R. (2016). The influence of rapid urbanization and land use changes on terrestrial carbon sources/sinks in Guangzhou, China. Ecological Indicators, 70, 304–316. doi:10.1016/j.ecolind.2016.05.05