Modül 2 · Bölüm 5

Gübre kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonları

ENTRCSROSRSL

Küresel ısınmaya neden olan sera gazlarının önemli bir bölümü tarımsal faaliyetler sonucunda atmosfere salınmaktadır. Küresel ölçekte tarımsal faaliyetler ve arazi kullanımına bağlı olarak gerçekleşen sera gazı emisyonu miktarı 2018 yılı itibariyle 9.3 Gt CO2 eşdeğerine ulaşmıştır [1]. Bitkisel ve hayvansal üretime dayalı emisyon miktarı 2018 yılı için 5.3 Gt CO2 eşdeğeri olarak gerçekleşirken bu miktar 2000 yılı ile kıyaslandığı zaman yaklaşık % 14’lük bir artış sergilemiştir.

Tarım kaynaklı sera gazı emisyonları büyük oranda, metan (CH4) ve nitröz oksit (N2O) gazından oluşmaktadır. Tarımsal faaliyetler arasında en yüksek sera gazı salınımı enterik fermantasyon sonucunda gerçekleşir ve tüm tarımsal faaliyetler içerisindeki oranı % 48’e yakındır. Bitkisel üretimde en önemli tarımsal girdilerden birisi gübreler olup gübreler nedeniyle de atmosfere önemli sera gazı salınımı olmaktadır. Tarımsal faaliyetler kaynaklı olarak atmosfere salınan gazların % 10’luk kısmı 2020 yılında sentetik gübreler aracılığıyla gerçekleşmiştir [2] Tarımda kullanılan kimyasal gübreler dışında hayvan gübreleri de emisyon kaynağı olarak önemli bir paya sahiptir. Çizelge 1’de 2020 yılında dünya genelinde tarımsal kaynaklı sera gazı salınım miktarları verilmiştir.

Çizelge 1. Küresel Ölçekte 2020 Yılında Gerçekleşen Tarımsal Kaynaklı Sera Gazı Salınımları Dağılımı

Emisyon kaynağı

Salınım miktarı

(Kiloton CO2 eşdeğeri)

%
Enterik fermantasyon 2849716 47,60
Otlaklarda kalan hayvan gübresi 772541 12,91
Çeltik tarımı 686111 11,46
Sentetik gübreler 625107 10,44
Hayvan gübresi kullanımı ve yönetimi 399815 6,68
Yanan savanalar 211921 3,54
Ürün artıkları 191540 3,20
Toprağa uygulanan hayvan gübresi 165093 2,76
İşlenmiş organik topraklar 46996 0,79
Yanmış ürün artıkları 37387 0,62
TOPLAM 5986227 100

Yıllar içerisinde atmosfere doğru gerçekleşen sera gazı emisyonlarında genel olarak bir artış söz konusudur. Bu durum tarımsal üretim kaynaklı sera gazı emisyonları için de geçerli olup yapılan faaliyetlere bağlı olarak yıllar içerisinde emisyon oranları artış göstermiştir. Bununla birlikte tarımdan kaynaklanan emisyonlarda, kimyasal gübre kullanımına bağlı olarak gerçekleşen artış, çok daha yüksek oranlara ulaşmıştır. Çizelge 2’de tarımsal kaynaklı bazı faaliyetlerin yıllar içerisindeki sera gazı emisyonları gösterilmiştir. Yaklaşık 60 yıllık süreçte faaliyetlere göre % 40-50’ler civarında gerçekleşen artış oranları sentetik gübreler için aynı dönemde 10 kata yaklaşan bir oranda gerçekleşmiştir. Ayrıca Çizelge 2’nin incelenmesinden anlaşılacağı üzere gübre kullanımı dışında bu gübrelerin üretimi esnasında da önemli miktarda sera gazı salınımı gerçekleşmektedir.

Çizelge 2. Yıllar İçerisinde Tarım Kaynaklı Sera Gazı Emisyonlarında Görülen Değişimler

Emisyon Kaynağı Salınım miktarı (Kiloton CO2 eşdeğeri) Değişim Oranı (%)*
1961 1970 1980 1990 2000 2010 2020
Enterik Fermantasyon 1829661 2069925 2320767 2493671 2473802 2654500 2849716 56
Çeltik Yetiştiriciliği 487941 560752 609831 620854 653281 682752 686111 41
Toprağa Uygulanan Gübre 109013 122615 144580 156499 145270 156386 165093 51
Sentetik Gübreler 63209 174069 334374 425288 446178 559822 625107 889
Gübre İmalatı 152687 225708 361709 389142 155

*Değişim oranları 1961 yılına göre 2020’de gerçekleşen miktarlar üzerindendir (Gübre üretim değerlerinde 1961 yılı verileri olmadığı için 1990 yılı esas alınmıştır)

Gübreler Aracılığıyla Atmosfere Sera Gazı Salınım Mekanizması

Tarımsal kaynaklı sera gazı emisyonları büyük oranda gübreleme nedeniyle ortaya çıkan nitroz oksit (N2O) ile büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinden kaynaklanan metan (CH4) gazından oluşur. Şekil 1’de gösterildiği gibi N2O ve CH4 gazları CO2 gazına oranla atmosferde daha az bulunmasına karşın küresel ısınma potansiyelleri daha yüksek olan gazlardır. Küresel İklim Değişikliği Panelinde 100 yıllık bir zaman dilimi için, CH4 ve N2O gazlarının birim kütlelerinin CO2 gazına oranla sırasıyla 25 ve 298 kez daha fazla küresel ısınma potansiyeline sahip olduğu belirtilmiştir [3]. Tarım kaynaklı sera gazlarının atmosfere salınımlarının son yıllarda önemli artışlar gösterdiği ve önlem alınmazsa, 2030 yılına kadar atmosferdeki N2O miktarının %35-60, CH4 miktarının ise %60 oranında artacağı öngörülmektedir [4].

Şekil 1. Küresel sera gazı emisyon oranları (Ritchie ve ark., 2020 [5]’den. uyarlanmıştır).

Nitroz oksit molekülleri, atmosferde ortalama 114 yıl kalabilmektedir [3]. Küresel olarak, N2O emisyonlarının büyük bir bölümü atmosfere doğal yollarla girmesine karşın yaklaşık %40'ı insan faaliyetlerinden kaynaklanır [6]. İnsan kaynaklı N2O emisyonları büyük ölçüde tarımsal faaliyetler ile atmosfere salınım yapar (Şekil 2). Tarımsal faaliyetler içerisinde azotlu gübre kullanımının N2O salınımına etkisi çok büyüktür.

Şekil 2. 2020 yılı N2O emisyon kaynakları [7]

N2O’nun tarım topraklarında üretilmesinin iki ana yolu nitrifikasyon ve denitrifikasyon olaylarıdır. Topraklarda bulunan bazı mikroorganizmalar tarafından amonyumun nitrat iyonlarına dönüştürülmesi olayı nitrifikasyon olarak tanımlanır. Nitrifikasyon, oksijen varlığında gerçekleşir. Denitrifikasyon ise çeşitli süreçlerden sonra nitratın serbest azot gazına (N2) indirgenmesi olayıdır. Bu süreç içerisinde nitratın N2 gazına dönüşümü genelde tamamlanmasına karşın küçük ve değişken bir miktar azot formu ise N2O gazı şeklinde atmosfere salınmaktadır [8]. Nitrifikasyon ve denitrifikasyon olayları Şekil 3’te özetlenmeye çalışılmıştır.

Şekil 3. Azot döngüsünün şematik gösterimi (Tilstra, ve ark. 2019 [9]’dan uyarlanmıştır).

Topraktan atmosfere doğru olan azot gazı salınımı doğrudan N2O emisyonu şeklinde gerçekleşip ışınımsal etki gösterebileceği gibi NO2 ve NO (birlikte NOx olarak isimlendirilir) gibi azot emisyonları yoluyla da özellikle ozon (O3) ve metan (CH4).gibi diğer sera gazlarının atmosferik konsantrasyonlarını etkileyerek dolaylı etkide bulunur [10]. Güçlü bir oksidan olan ozon gazı, bitki gelişiminde bazı sorunlara neden olabilmektedir. Uzun süre ozon gazına maruz kalan bitkilerde, karbonhidrat üretiminde azalma meydana gelirken [11], hastalık ve zararlılara karşı hassasiyet artar [7].

Diğer azotlu gübrelerden farklı olarak üre gübresi toprağa uygulandığında, endüstriyel üretim sürecinde ilave edilmiş olan CO2 salınır. Üre (CH4N2O) su ve üreaz enzimlerinin varlığında amonyum (NH4+), hidroksil (OH-) ve bikarbonat (HCO3-) iyonlarına dönüşür. Reaksiyon sonucunda oluşan HCO3-, kireç eklendikten sonra kendisini oluşturan CO2 ve H2O’ya ayrılır [12]. Bu şekilde topraklardan gerçekleşen CO2 salınımı azotlu gübre uygulamalarıyla gerçekleşen N2O salınımı ile karşılaştırılınca daha düşük düzeylerde gerçekleşmektedir [8].

Azotlu Sentetik Gübrelerden Kaynaklanan Sera Gazı Emisyonları

Bitkisel üretimde verimliliği arttırmak amacıyla ilk olarak başvurulan yöntem gübrelemedir. Bitki gelişimini en fazla sınırlandıran besin elementi olan azot, bitkisel üretimde devamlılığın ve verimliliğin vazgeçilmez unsurudur. Küresel olarak en fazla kullanılan gübrelerin başında azotlu gübreler yer alır. Yıllık azotlu gübre üretiminin küresel ölçekte yaklaşık 100 Tg N olduğu tahmin edilmektedir [13].

Bununla birlikte azotlu gübreler dikkatli kullanılmazlarsa bazı önemli çevre sorunlarına yol açabilirler. Yeraltı sularında oluşan nitrat kirliliği bu sorunlardan birisidir. Bir diğer önemli sorun ise azotlu gübrelerin uygulandıktan sonra denitrifikasyon sonucunda küresel ısınmada etkin rol oynayan N2O gazına dönüşerek atmosfere salınımıdır. Tarımsal alanlara uygulanmış olan azotun aslında çok küçük bir bölümü (% 0,5-3,0) N2O olarak atmosfere salınır [14, 15] ancak küresel ısınma potansiyelinin yüksek oluşu ve uzu süre atmosferde kalabiliyor olması nedeniyle etkisi çok güçlüdür. Küresel ısınma potansiyeli açısından değerlendirildiğinde topraklara uygulanan her 1 kg N girişi 1,4-14,0 kg CO2’e karşılık gelir ve ortalama 4.65 kg CO2 olarak kabul edilir [12].

Azotlu gübre kullanımı dolayısıyla atmosfere salınan N2O, insan kaynaklı olarak gerçekleşen en büyük N2O kaynağı durumundadır [16]. Küresel ölçekte verilerine ulaşabildiğimiz 1961 yılından günümüze, sentetik gübre kullanımına bağlı sera gazı emisyonları yaklaşık 10 kat artmış bulunmaktadır. Sentetik gübrelerden kaynaklanan sera gazı emisyonları, tarımdan kaynaklanan toplam emisyonların yaklaşık %11’ini oluşturur [2]. Bu emisyonların önemli miktarı Asya kıtasından gerçekleşmektedir (Şekil 4)

Şekil 4. Kıtalara göre 2001-2011 döneminde sentetik gübrelerden N2O oranları [17].

Çin dünyada azotlu gübrelerin en büyük üreticisi ve tüketicisi konumunda bulunmaktadır. Çin’de tüm sera gazı emisyonlarının yaklaşık %7’si azotlu gübrelerin üretimi ve kullanımından kaynaklanmaktadır [18]. Sentetik azotlu gübre kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonlarının, Çin’de tarımsal kaynaklı emisyonların yaklaşık %55’ini oluşturduğu ve sentetik azotlu gübre uygulamalarının tarım topraklarından N2O emisyonlarına katkıda bulunan en önemli faktör olduğu kabul edilmektedir [19]. Araştırmacılar bu amaçla yapmış oldukları bir çalışmada Çin’in önemli tarımsal ürünlerinden olan buğday ve mısır için sentetik azotlu gübre üretimi ve uygulanmasından kaynaklanan sera gazı emisyonlarının miktarını bir modelleme yöntemiyle belirlemeye çalışmışlardır. Buna göre buğday ve mısır için yıllık sentetik azotlu gübre tüketimi 12,63 Mt olarak bildirilmiştir. Ülke genelinde sentetik azotlu gübre üretimi ile ilişkili sera gazı emisyonları, buğday için 41,44, mısır için 59,71 Mt CO2 eşdeğeri olarak verilmiştir. Azotlu gübrelerin uygulanması sonucunda atmosfere N2O salınımı ise buğday ve mısır için sırasıyla 35,82 ve 69,44 Gg N2O yıl-1 olarak tahmin edilmiştir.

Sentetik azotlu gübrelerin yönetiminde dünya genelinde karşılaşılan en önemli sorunlardan bir tanesi gübrenin uygulama zamanıdır. Gübrelemede esas olan bitkinin ihtiyaç duyduğu dönemde toprakta azotun hazır edilmesidir. Aksi takdirde bitki ihtiyacından fazla miktarda bulunan azot N2O emisyonuna ya da yıkanma şeklinde kayba uğrayacaktır. Bu durumun ayarlanması özellikle vejetasyonunun ilk döneminde azot gereksinimi çok az olmakla birlikte ilerleyen dönemlerinde bu ihtiyacı büyük artış gösteren mısır gibi bitkilerde oldukça zordur [10]. Henüz bitkilerin ekilip dikilmediği ya da vejetasyon olarak gereksinimlerinin çok az olduğu dönemlerde azotlu gübrelerin verilmesi büyük miktarda azotun kaybına yol açabilmektedir.

Gübrelerden Sera Gazı Salınımını Etkileyen Bazı Çevresel Faktörler

Topraklarda nitroz oksit oluşumu çeşitli çevresel faktörler tarafından etkilenmektedir. Oluşan N2O miktarı, toprak boşluklarındaki oksijen miktarına, reaksiyon yönü ise sıcaklığa bağlıdır. Düşük sıcaklık koşullarında azot bileşenlerinin dönüşümü yavaşlarken sıcaklığın yükselmesiyle birlikte dönüşüm hızı artar. Topraklarda suyla doygunluk oranı arttıkça O2 konsantrasyonu azalır. Tarım topraklarından N2O salınımını etkileyen bir diğer unsur ise nitrifikasyon için kullanılabilecek amonyum (NH4+) miktarı ve denitrifikasyonda kullanılacak olan nitrit (NO2-) konsantrasyonudur. Ayrıca hafif bünyeli, nötr ya da hafif asit reaksiyonlu topraklarda, ortamda NO3 N' unun varlığıyla birlikte N2O salınımı artış gösterir [8].

Yapılan bir çalışmada sentetik ve organik gübrelerin farklı bünyelere sahip topraklarda sera gazı emisyonları üzerine etkileri belirlenmeye çalışılmıştır [20]. Bu amaçla kumlu tın ve killi bünyeye sahip iki farklı toprakta gübre uygulanmayan parsel, üre amonyum nitrat (UAN) gübre uygulaması ve sıvı domuz gübresi bulamacı uygulamaları yapılarak 8 hafta boyunca sera gazı akışları ölçülmüştür. Üre amonyum nitrat ve domuz gübresi uygulamalarında N2O ve CH4 gazı emisyonlarının kumlu tın bünyeye sahip toprakta killi toprağa oranla daha fazla olduğu ortaya konulmuştur. Killi toprakta katyon değişim kapasitesinin yüksek olması ve artan NH4+ adsarbsiyonu azot varlığını azalttığı için emisyon miktarının daha az çıktığı düşünülmektedir. Ayrıca kumlu tın toprakta su dolu gözenek hacmi daha yüksek olması killi toprağa oranla denitrifikasyon ve metan üretimini desteklemiş olabileceği ifade edilmiştir.

Azotlu gübrelerin uygulanmasına bağlı olarak oluşan sera gazı emisyonları toprak ve kullanılan gübrelerin özelliklerine bağlı olduğu kadar toprak mikroorganizmalarının bileşimine ve miktarına bağlı olarak da değişim gösterebilmektedir. Bu konuda yapılan bir çalışmada, farklı azotlu gübrelerin farklı toprak, bitki ve mikroorganizma etkileşimlerinde sera gazı emisyonlarına olası etkileri belirlenmek istenmiştir [21]. Çalışmada arpa bitkisi kullanılarak üç farklı gübre çeşidi, faklı özelliklere sahip iki ayrı toprakta denenmiştir. Genel olarak elde edilen sonuçlarda gübreleme, bitki solunumunu güçlü bir şekilde arttırdığından daha yüksek CO2 emisyonları oluşmuş ve artan kök salgılaması sonucunda daha yüksek mikrobiyal faaliyetler saptanmıştır. Çalışma sonunda azot gübrelemesinin toprak kaynaklı küresel ısınma potansiyeli üzerine etkisi incelenirken, toprak mikroorganizma yapısının değerlendirilmesinin birincil öneme sahip olduğu vurgulanmıştır. Özellikle bakteriyel ve arkeal amonyak oksitleyicilerin N2O emisyonlarına olan katkısına vurgu yapılmıştır. Nitrifikasyon sonucunda N2O emisyonları artış gösterebileceğinden gübreleme yapılırken NH4+ iyonlarının NO3- iyonlarına optimum oranlarının belirlenmesi ve nitrifikasyon inhibitörlerinin kullanılmasının önemli olduğuna dikkat çekilmiştir.

Verimliliği Artırılmış Gübrelerin Emisyon Azaltımına Etkileri

Gübrelerin etkinliğini artırarak hem toprakta olası kayıpları en aza indirmek hem de içermiş oldukları besin elementlerinden bitkilerin daha yüksek oranda yararlanmalarını sağlamak son yıllarda fazlaca tercih edilmeye başlanan bir yöntem olmuştur. Verimliliği artırılmış gübreler şeklinde genel olarak isimlendirilen bu gübreler Amerikan Bitki Besin Kontrol Yetkilileri Birliği [Association of American Plant Food Control Officials (AAPFCO)] tarafından "bitki alımını artıran ve besin elementi kaybını azaltan özelliklere sahip gübre ürünleri" olarak tanımlanmaktadır [22]. Daha çok azotlu gübrelerde verimliliğin artırılmasını hedef alan bu tür ürünlerde kaplama, kapsülleme, inhibitör ilavesi gibi farklı yöntemler kullanılmaktadır. Bu şekilde azot salınımının geniş bir döneme yayılması mümkün olabilmekte ve kayıplar en aza indirilmektedir.

Yavaş ve kontrollü salınım yapan gübreler ile inhibitörlü gübreler daha yüksek azot kullanım etkinliğinine sahip olmalarının yanında gübrelemeden kaynaklanan N2O emisyonlarını azaltma potansiyellerine sahiptirler. Farklı zamanlarda bu konuda yapmış oldukları çalışmalardan bir derleme yapan Halvorson ve ark., 2014 [23]’nın sunmuş olduğu sonuçların bazıları aşağıda verilmiştir. Çalışmalar sulu tarım koşullarında ve mısır bitkisi yetiştiriciliğinde elde edilmiştir:

Kontrollü salım yapan polimer kaplı bir üre toprak işlemesiz ve minimum toprak işlemeli ortamlarda N2O emisyonlarını üreye oranla %42 ve üre amonyum nitrat gübresine (UAN) oranla %14 azaltırken geleneksel toprak işleme koşullarında emisyon değerlerinde bir fark bulunmamıştır. İnhibitörlü üre gübresi uygulaması normal üreye göre N2O emisyon değerini % 46, üre amonyum nitrata göre ise % 21 azaltmıştır.

İnhibitörlü üre amonyum nitrat (UAN) gübresi uygulamasında emisyon değeri normal üreye göre %61, üre amonyum nitrat gübresine göre %41 oranında azalmıştır.

Yavaş salınımlı bir UAN kaynağı kullanılarak yapılan denemede ise N2O emisyonlarında görülen azalış oranı üre içim % 57, UAN için % 28 olarak bulunmuştur.

Çin’in orta bölgelerinde yapılan bir çalışmada ise, azotlu gübre kaynaklarının çeltik tarımı yapılan alanlarda sera gazı emisyonları üzerindeki etkileri belirlenmeye çalışılmıştır [24]. Bu amaçla gübre uygulanmayan kontrol parseli (N0) ile birlikte yalnızca inorganik gübre uygulaması yapılan (IF), yalnızca organik gübre uygulaması yapılan (OF), inorganik gübre ile yavaş salınımlı gübrenin karışık uygulandığı (SRIF) ve inorganik ve organik gübrenin karışık uygulandığı (OFIF) konular karşılaştırılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre azotlu gübre kaynakları CH4 ve N2O emisyonlarını önemli ölçüde etkilemiştir. Kontrol (N0) uygulaması ile karşılaştırıldığında IF, SRIF, OF ve OFIF işlemleri sırasıyla CH4 emisyonlarını %55, %42, %51 ve %66 ve N2O emisyonlarını %165, %93 %130 ve %251 artırmıştır. Araştırmacılar çalışma sonucunda yavaş salınımlı gübre ile birlikte kimyasal gübre uygulamasının çeltik üretimini artırmak ve sera gazı emisyonlarını azaltmak için sürdürülebilir bir strateji olduğunu ancak ortaya çıkan yüksek gübre maliyetlerinin kamu kurumlarınca sübvanse edilmesi gerektiğini önermişlerdir.

Gübre Üretimi Esnasında Gerçekleşen Sera Gazı Emisyonları

Haber-Bosch’un azot (N) ve hidrojenden (H) amonyak (NH3) eldesine yönelik tekniği dünyada azotlu gübre üretiminin birincil yöntemidir ve bu yöntem yüksek sıcaklık ve yüksek enerji gerektirir [25]. Gübre üretimi esnasında dünyada kullanılan enerjinin yaklaşık % 1,2'sinin tüketildiği ve aynı oranda da sera gazı emisyonu yapıldığı tahmin edilmektedir [26]. Amonyak üretimi esnasında 1 metrik ton susuz amonyak için 1250 m3’e yaklaşan doğalgaza gereksinim duyulur [27]. Amonyak ve üre üretimi, insan faaliyetlerinden kaynaklanan CO2 emisyonlarının önemli kaynakları arasında yer alır. Bu yüzden gübreler kullanımlarına bağlı olarak sera gazı emisyonu yapmalarının yanında önemli bir miktarda salınımı da üretim esnasında gerçekleştirirler. 2020 yılında küresel olarak gübre üretimi esnasında atmosfere salınan sera gazı miktarı 389142 Kiloton CO2 eşdeğeri olarak bildirilmiştir [2].

Gübre üretiminden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının hesaplanması, kullanılan gübre çeşidine ve üretim teknolojisine bağlı olarak büyük ölçüde değişiklik gösterir. Üretim aşamasındaki karmaşık süreçler göz önüne alınacak olursa emisyon verilerinin hesaplanmasının zor ve sınırlı olacağı açıktır. Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi [Life Cycle Assessment (LCA)], emisyonların ortaya konulmasında yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Bu değerlendirme, üretim aşamasında gerçekleştirilen tüm faaliyetlerin canlı yaşam üzerine doğrudan veya dolaylı olarak etki yapan sonuçlarını hesaplayan ve ekolojik indikatör olarak tanımlanan bir uygulamadır. Bu değerlendirme de ürünlerin ve süreçlerin çevresel etkileri baştan sona analiz edilir yani üretim ve uygulamadan kaynaklanan emisyonlar dahil edilir. Emisyon faktörleri, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesinde ayrıntılı emisyon hesaplamalarına gerek duyulmayan bir kolaylık sağlar [28]. Bir emisyon faktörü, birim aktivite başına atmosfere salınan tipik bir sera gazı miktarıdır. Araştırmacılar sera gazı dengesi hesaplamalarında girdi olarak kullanılmak üzere azot, fosfor ve bazı kompoze gübre üretimiyle ilgili yayınlanmış emisyon faktörlerini derledikleri bir çalışma yapmışlardır. Bu çalışmada verilen bazı sonuçlar Çizelge 3’te özetlenmeye çalışılmıştır. Azotlu gübre üretimi esnasında ortaya çıkan başlıca sera gazları, amonyak sentezinde kullanılan doğalgazın yakılması sonucu ortaya çıkan CO2 ve nitrik asit üretimi sırasında salınan N2O’dur. Fosforlu gübrelerin üretimleri esnasında fosil yakıt kullanımına bağlı olarak salınan CO2 ile hammaddelerin taşınması esnasında salınan CO2 üretimdeki temel sera gazı olmuştur.

Çizelge 3. Bazı gübrelerin sera gazı emisyon faktörleri (Wood & Cowie, 2004 [28]’den uyarlanmıştır)

Ürün Ülke İçerik g CO2 eşdeğeri Kaynak
N:P:K kg N başına kg P2O5 başına kg K2O başına kg Ürün başına CO2:N2O:CH4
AN Avrupa ortalama 35.0:0:0 7031 - - 2461 39.6:59.5:0.9 [29]
AN Hollanda 33.5:0:0 7109 - - 2381 38.5:60.9:0.5 [30]
AN Birleşik Krallık 33.5:0:0 6537 - - 2190 29.1:69.7:1.2 [31]
CAN Sweden: 27.6:0:0 8467 - - 2337 38.3:60.9:0.8 [29]
CAN Avrupa ort. 26.5:0:0 7482 - - 1983 39.8:60.6:0.9 [29]
Üre Avrupa ort. 46:0:0 4019 - - 1849 97.5:0.1:2.3 [29]
Üre Avrupa 46:0:0 1707 - - 785 - [32]
UAN Avrupa ort. 32:0:0 5763 - - 1844 59.1:39.5:1.4 [29]
UAN Avrupa ort. 32:0:0 4093 - - 1310 - [26]
UAN Avrupa modern teknoloji 32:0:0 2000 - - 640 - [26]
TSP Avrupa ort. 0:48:0:0 - 1084 - 520 96.7:0.5:2.8 [29]
TSP Avrupa ort. 0:48:0:0 - 354 - 170 - [26]
MAP Avrupa ort. 11:52:0 6393 1352 - 238 97.9:0.3:1.9 [29]
MAP Avrupa ort. 11:52:0 2818 596 - 310 - [26]
DAP Avrupa ort. 18:46:0 4812 1883 - 866 97.8:0.2:1.9 [29]
NPK Sweden 17:04:13 9416 40018 12313 1601 40.2:59.0:0.8 [29]
NPK Sweden 20:05:04 9546 38183 47729 1909 37.9:61.4:0.8 [29]
NPK (Asit) Avrupa ort. 15:15:15 7496 7496 7496 1124 52.1:46.9:1.0 [29]
NPK (Nitro) Avrupa ort. 15:15:15 7896 7896 7896 1184 50.8:48.2:1.1 [29]

Çizelge 3 incelendiğinde farklı çalışmalar arasında her bir gübre ürünü için emisyon faktörleri açısından belirgin farklılıkların olduğu görülecektir. Görülen bu farkların tesis farklılıkları, emisyon kontrol mekanizmaları ve hammadde girdilerindeki farklardan kaynaklandığı bildirilmiştir.

İnorganik ve organik gübre üretimi ve kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonlarının incelendiği bir çalışmada birçok özgün çalışmanın arasından seçim yapılarak 200’den fazla makale veri tabanı olarak kullanılmış ve sonuçları paylaşılmıştır [33]. Çalışmada gübre üretimi esnasında emisyon faktörleri değerlendirilmiştir. Sentetik azotlu gübrelerin üretiminde gübre tipine ve üretim esnasında kullanılan hidrojen kaynağına bağlı olarak emisyon faktörünün 1 kg N başına 1 ila 10 kg CO2 eşd. arasında değiştiği bildirilmiştir. Fosforlu gübre üretimi için bildirilen emisyon faktörü 1-1,5 kg CO2-eşd.kg-1 P2O5 arasında değişirken, potasyumlu gübre üretiminden kaynaklanan emisyonlar hakkında yetersiz bilgi olduğu ifade edilmiştir. Araştırmacılar genellikle hammadde farklılıkları ve ülkeler arasındaki uygulama farklılıklarına bağlı olarak emisyon faktörlerinde değişimler olduğunu vurgulamıştır.

Aynı çalışmanın sonuçlarına göre kompost üretimi esnasında oluşan emisyonlar çok geniş bir aralıkta değişim göstermiştir. Bir ton katı atık için bulunan emisyon faktörü 1-2300 kg CO2 eşdeğeri arasında bildirilmiştir. Nakliyeden kaynaklanan emisyonların, tüm gübre türleri için genelde çok düşük olduğu görülmüştür

Organik gübrelerin özellikle uzun dönem depolama esnasında yüksek emisyon yaptıkları bildirilmiştir. Sıvı organik atıkların veya gübrelerin depolanması esnasında CH4 emisyonları azalırken N2O emisyonlarında artışların olduğu ifade edilmiştir. Sentetik gübrelerin veya kompostun depolanmasından kaynaklanan emisyonların yok denecek kadar az olduğu bildirilmiş olmakla birlikte kompostun depolanması ile ilgili çok az veri olduğu da belirtilmiştir.

Hayvan Gübreleri Aracılığıyla Gerçekleşen Sera Gazı Salınımları

Hayvan gübreleri tarımsal kaynaklı sera gazı emisyonları arasında önemli bir paya sahiptir. Hayvan gübresi yönetimi, otlaklarda kalan hayvan gübresi ve toprağa uygulanan hayvan gübreleri toplamda tarım kaynaklı sera gazı salınımlarının yaklaşık % 22’sine neden olmaktadır [2]. Hayvancılık faaliyetleri sonucunda oluşan hayvan gübresi kaynaklı emisyonlar metan (CH4) ve nitröz oksit (N2O) gazlarıdır [34]. Hayvan gübreleri aracılığıyla salınan sera gazları birçok faktöre göre büyük değişkenlik göstermektedir. Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından insan faaliyetlerinin neden olduğu iklim değişikliğinin risklerini değerlendirmek üzere karar verici sıfatla kurulmuş olan IPCC, sera gazı emisyonları için ulusal envanterlerin tahmininde kullanılacak metodolojileri sunmaktadır. Bu amaçla IPCC’nin “Ulusal Sera gazı Emisyon Envanteri Raporuna dayanarak ve farklı hayvanlar için ortalama yıllık sıcaklığın 20 Co esas alındığı CH4 gazı emisyon faktörleri Çizelge 4’de verilmiştir. Çizelgede sığır, domuz ve manda için Doğu Avrupa’ya ait değerler dikkate alınırken, diğer hayvanlar için gelişmiş ülkelerin değerleri kullanılmıştır.

Çizelge 4. Hayvan gübresi yönetiminde metan gazı emisyon faktörü (IPCC 2006 [35]’den uyarlanmıştır)

Çiftlik hayvanı

Emisyon Faktörü

(kg CH4 Hayvan Başı-1 Yıl-1)

Süt sığırı 27
Diğer sığırlar 13
Domuz 5
Damızlık domuz 8
Manda 11
Koyun 0,28
Keçi 0,20
Deve 2,37
At 2,34
Eşek ve katır 1,10
Tavuk 0,02
Hindi 0,09
Ördek 0,03

Artan insan nüfusuyla birlikte gıda ihtiyacını karşılamak amacıyla özellikle kapalı sistem yetiştirilen hayvan sayıları da artış göstermektedir. Hayvanlardan elde edilen gübreler ekilebilir tarım alanlarında yaygın olarak kullanılır. Toprak sağlığını iyileştirici olarak büyük önemi bulunan bu ürünler aynı zamanda doğrudan veya dolaylı olarak sera gazı emisyonuna katkıda bulunurlar. Farklı ülkelerden elde edilen hayvan gübrelerine ait potansiyel sera gazı emisyon miktarları Çizelge 5’te sunulmuştur.

Çizelge 5. Bazı ülkelerde üretilen hayvan gübrelerinden potansiyel karbondioksit (CO2), metan (CH4) ve azot oksit (N2O) emisyonu miktarı (Thangarajan ve ark., 2013 [36]’den uyarlanmıştır)

Ülke Hayvan tipi Potansiyel Sera Gazı Emisyonu Miktarı ve Oranı
CO2–C (Gg yıl-1) Toplam emisyonun %’si CH4 CO2–C eşd. (Gg yıl-1) Toplam emisyonun %’si N2O CO2–C eşd. (Gg yıl-1) Toplam emisyonun %’si
Avustralya

Tavuk

Sığır

Domuz

Koyun

357

8781

158

4509

0,09

2,10

0,04

1,08

56

1850

41

907

0,05

1,66

0,04

0,81

118

1947

53

1162

0,51

8,36

0,23

4,99

ABD

Tavuk

Sığır

Domuz

Koyun

9040

30837

4493

372

0,16

0,54

0,08

0,01

1417

6497

1151

75

0,21

0,97

0,17

0,01

2983

6837

1506

96

0,97

2,23

0,49

0,03

Yeni Zelanda

Tavuk

Sığır

Domuz

Koyun

58

3240

23

2156

0,18

9,76

0,07

6,50

9

683

6

434

0,03

2,54

0,02

1,62

19

718

8

556

0,18

6,87

0,07

5,32

Çin

Tavuk

Sığır

Domuz

Koyun

20674

27525

32960

8875

0,67

0,90

1,07

0,29

3242

5800

8444

1786

0,45

0,81

1,17

0,25

6822

6103

11047

2288

2,58

2,31

4,18

0,87

Bangladeş

Tavuk

Sığır

Koyun

982

7572

121

5,96

46,00

0,73

154

1595

24

0,02

6,38

24

324

1679

31

7,26

37,65

0,70

Güney Afrika

Tavuk

Sığır

Domuz

Koyun

689

4510

110

1623

0,22

1,43

0,03

0,51

108

950

28

327

0,25

2,20

0,07

0,76

227

1000

37

418

1,10

4,84

0,18

2,02

Almanya

Tavuk

Sığır

Domuz

Koyun

491

4208

1835

138

0,05

0,51

0,22

0,02

77

887

470

28

0,16

1,86

0,99

0,06

162

933

615

36

0,29

1,70

1,12

0,06

Kaynaklar

  1. FAO, (2020). Emissions due to agriculture. Global, regional and country trends 2000–2018. FAOSTAT Analytical Brief Series No 18. Rome

  2. FAOSTAT, (2023). https://www.fao.org/faostat/en/#data/GT

  3. IPCC, 2007: Climate Change 2007: The Physical Science Basis. Contribution of Working Group I to the Fourth AssessmentReport of the Intergovernmental Panel on Climate Change [Solomon, S., D. Qin, M. Manning, Z. Chen, M. Marquis, K.B. Averyt, M. Tignor and H.L. Miller (eds.)]. Cambridge University Press, Cambridge, United Kingdom and New York, NY, USA, 996 pp.

  4. FAO, (2011) “Climate Change Mitigation Finance for Smallholder Agriculture”. A guide book to harvesting soil carbon sequestration benefits.

  5. Ritchie, H., Roser M., & Rosado, P., (2020). "CO₂ and Greenhouse Gas Emissions". Published online at OurWorldInData.org. Retrieved from: 'https://ourworldindata.org/co2-and-greenhouse-gas-emissions

  6. IPCC, (2013). Climate Change 2013: The Physical Science Basis. Contribution of Working Group I to the Fifth Assessment Report of the Intergovernmental Panel on Climate Change. [Stocker, T. F., D. Qin, G.-K. Plattner, M. Tignor, S. K. Allen, J. Boschung, A. Nauels, Y. Xia, V. Bex and P. M. Midgley (eds.)]. Cambridge University Press, Cambridge, United Kingdom and New York, NY, USA, 1585 pp.

  7. Environmental Protection Agency (EPA), (2022). Ecosystem Effects of Ozone Pollution. https://www.epa.gov/ground-level-ozone-pollution/ecosystem-effects-ozone-pollution (accessed 12.03.2023.)

  8. Kayıkçıoğlu, H.H., & Okur, N., (2012). Sera gazı salınımında tarımın rolü. Adnan Menderes Üni. Zir. Fak. Dergisi, 9(2): 25-38

  9. Tilstra, A., El-Khaled, Y.C., Roth, F. et al. (2019). Denitrification Aligns with N2 Fixation in Red Sea Corals. Sci Rep 9, 19460 (2019). https://doi.org/10.1038/s41598-019-55408-z

  10. Gregorich, E., Janzen, H. H., Helgason, B., & Ellert, B. (2015). Nitrogenous Gas Emissions from Soils and Greenhouse Gas Effects. Advances in Agronomy, 39–74. doi:10.1016/bs.agron.2015.02.004

  11. Betzelberger, A.M., Yendrek, C.R., Sun, J., Leisner, C.P., Nelson, R.L., Ort, D.R., & Ainsworth, E.A., (2012). Ozone exposure response for U.S. soybean cultivars: linear reductions in photosynthetic potential, biomass, and yield. Plant Physiol. 160, 1827e1839

  12. Snyder, C.S., Bruulsema, T.W., Jensen, T.L., & Fixen. P.E. (2009). Review of greenhouse gas emissions from crop production systems and fertilizer management effects. Agriculture, Ecosystems and Environment, 133: 247–266

  13. Erisman, J. W., Sutton, M. A., Galloway, J., Klimont, Z., & Winiwarter, W. (2008). How a century of ammonia synthesis changed the world. Nature Geoscience, 1(10), 636–639. doi:10.1038/ngeo325

  14. Stehfest, E., & Bouwman, L., (2006). N2O and NO emission from agricultural fields and soils under natural vegetation: summarizing available measurement data and modeling of global annual emissions. Nutr. Cycling Agroecosyst. 74, 207e228

  15. Linquist, B., van Groenigen, K.J., Adviento-Borbe, M.A., Pittelkow, C., & van Kessel, C., (2012). An agronomic assessment of greenhouse gas emissions from major cereal crops. Global Change Biol. 18, 194e209

  16. Gellings, C. W., & Parmenter, K. E. (2016). Energy efficiency in fertilizer production and use. Efficient Use and Conservation of Energy; Gellings, CW, Ed.; Encyclopedia of Life Support Systems, 123-136

  17. FAO, (2014). Agriculture, Forestry and Other Land Use Emissions by Sources and Removals by Sinks. FAO Statistics Division Working Paper Series ESS/14-02

  18. Zhang, W. -f., Dou, Z. -x., He, P., Ju, X.-T., Powlson, D., Chadwick, D., … Zhang, F.-S. (2013). New technologies reduce greenhouse gas emissions from nitrogenous fertilizer in China. Proceedings of the National Academy of Sciences, 110(21), 8375–8380. doi:10.1073/pnas.1210447110

  19. Chai, R., Ye, X., Ma, C., Wang, Q., Tu, R., Zhang, L., & Gao, H. (2019). Greenhouse gas emissions from synthetic nitrogen manufacture and fertilization for main upland crops in China. Carbon Balance and Management, 14(1). doi:10.1186/s13021-019-0133-9

  20. Jarecki, M. K., Parkin, T. B., Chan, A. S. K., Hatfield, J. L., & Jones, R. (2008). Greenhouse Gas Emissions from Two Soils Receiving Nitrogen Fertilizer and Swine Manure Slurry. Journal of Environmental Quality, 37(4), 1432–1438. doi:10.2134/jeq2007.0427

  21. Inselsbacher, E., Wanek, W., Ripka, K., Hackl, E., Sessitsch, A., Strauss, J., & Zechmeister-Boltenstern, S. (2010). Greenhouse gas fluxes respond to different N fertilizer types due to altered plant-soil-microbe interactions. Plant and Soil, 343(1-2), 17–35. doi:10.1007/s11104-010-0597-6

  22. Association of American Plant Food Control Officials, (2013). AAPFCO Official Publication 65. AAPFCO, Little Rock, AR.

  23. Halvorson, A. D., Snyder, C. S., Blaylock, A. D., & Del Grosso, S. J. (2014). Enhanced-Efficiency Nitrogen Fertilizers: Potential Role in Nitrous Oxide Emission Mitigation. Agronomy Journal, 106(2), 715. doi:10.2134/agronj2013.0081

  24. Zhang, Z. S., Chen, J., Liu, T. Q., Cao, C. G., & Li, C. F. (2016). Effects of nitrogen fertilizer sources and tillage practices on greenhouse gas emissions in paddy fields of central China. Atmospheric Environment, 144, 274–281. doi:10.1016/j.atmosenv.2016.09.0

  25. Modak, J. M. (2002). Haber process for ammonia synthesis. Resonance, 7(9), 69-77.

  26. Kongshaug, G. 1998. Energy Consumption and Greenhouse Gas Emissions in Fertilizer Production. IFA Technical Conference, Marrakech, Morocco, 28 September-1 October, 1998, 18pp.

  27. Gellings, C. W., & Parmenter, K. E. (2016). Energy efficiency in fertilizer production and use. Efficient Use and Conservation of Energy; Gellings, CW, Ed.; Encyclopedia of Life Support Systems, 123-136.

  28. Wood, S. W., & Cowie, A. (2004). A review of greenhouse gas emission factors for fertiliser production.http://www.sciencetheearth.com/uploads/2/4/6/5/24658156/2004_wood_a_review_of_greenhouse_gas_emission_factors.pdf

  29. Davis, J. & Haglund, C. (1999). Life Cycle Inventory (LCI) of Fertiliser Production. Fertiliser Products Used in Sweden and Western Europe. SIK-Report No. 654. Masters Thesis, Chalmers University of Technology

  30. Kramer, K.J., Moll, H.C. & Nonhebel, S. (1999). Total Greenhouse Gas Emissions Related to the Dutch Crop Production System. Agriculture, Ecosystems and Environment, 72, 9-16

  31. Elsayed, M. A., Matthews, R. & Mortimer, N. D. (2003). Carbon and Energy Balances for a Range of Biofuels Options. Report by Resources Research Unit, Sheffield Hallam University for DTI Sustainable Energy Programmes

  32. Kuesters, J. & Jenssen, T. (1998). Selecting the Right Fertilizer from an Environmental Life Cycle Perspective. IFA Technical Conference, Marrakech, Morocco, 28 September-1 October, 1998, 7pp.

  33. Walling, E., & Vaneeckhaute, C. (2020). Greenhouse gas emissions from inorganic and organic fertilizer production and use: A review of emission factors and their variability. Journal of Environmental Management, 276, 111211. doi:10.1016/j.jenvman.2020.11121

  34. Kara, G. , Yalınız, İ. & Sayar, M. (2019). Konya İli Hayvansal Gübre Kaynaklı Sera Gazı Emisyonları Durumu . Ulusal Çevre Bilimleri Araştırma Dergisi , 2 (2) , 57-60 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/ucbad/issue/47445/599015

  35. IPCC, 2006. Intergovernmental Panel on Climate Change Guidelines for National Greenhouse Gas Inventories. http://www.ipcc-nggip.iges.or.jp/public/2006gl/.

  36. Thangarajan, R., Bolan, N. S., Tian, G., Naidu, R., & Kunhikrishnan, A. (2013). Role of organic amendment application on greenhouse gas emission from soil. Science of The Total Environment, 465, 72–96. doi:10.1016/j.scitotenv.2013.01.031