Modül 2 · Bölüm 6
Tarım topraklarında kireç uygulamalarının sera gazı salınımı üzerine etkileri
Asit reaksiyona sahip topraklarda tarımsal üretimde verimi artırmak için dünyada yaygın olarak toprağı ıslah edici materyaller kullanılmaktadır. Bu materyallerin kullanımında esas olarak toprak asitliğinin azaltılarak bitki besin elementlerinin yarayışlılığının artırılması hedeflenir. Bu şekilde toprak verimliliği artırılmış ve bunun sonucunda ürün verimi ve kalitesi iyileştirilmiş olmaktadır. Dünya genelinde yaygın olarak bu amaçla en fazla tercih edilen yöntem tarım topraklarının kireçlenmesidir.
Toprak Reaksiyonunun Bitki Gelişimi Üzerine Etkisi
Toprakta bulunan bitki besin elementlerinin bitkiler tarafından alınabilmesini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu faktörler içerisinde toprak reaksiyonu en önemlilerden birisidir. Bitkiler genel olarak toprak pH’sının nötr reaksiyona yakın olması halinde bitki besin elementlerinden optimum derecede yararlanabilirler. Bununla birlikte toprak çözeltisinde pH’nın asit ya da alkali yönde artışlar göstermesi bazı bitki besin elementlerinin çözünürlüğünü önemli ölçüde azaltır.
Toprak asitliği, topraklardaki hidrojen (H) ve alüminyum (Al) iyonlarının miktarını ifade etmekte kullanılan bir terimdir. Hidrojen veya alüminyum iyonlarının miktarındaki artış, toprağın asitlenmesi anlamına gelir ve toprağın negatif yüklü katyon değişim kapasitesi (KDK) kısıtlanmış olur. Bu durum bitkilerin kök büyümesi ve normal gelişimi için zarar verici bir durumdur. Toprak pH'ı "toprak asitliğinin" bir göstergesidir ( Şekil 1 ). pH değerinin 7.0 olması nötr olarak ifade edilirken bu değerin altı asidik, üstü ise bazik veya alkali olarak tanımlanır. Toprak için pH rakamlarındaki küçük değişimler toprak asitliğindeki büyük farklılıkları gösterir. Örneğin pH'ı 5 olan bir toprak, pH'ı 7 olan bir topraktan 100 kat daha asidiktir [1].

Topraklar, oluşumları esnasında asit karakterli olabilecekleri gibi kimi zamanda çevresel faktörlerin etkisiyle asidik özellik gösterebilirler. Fazla yağış alan bölgelerde toprakta bulunan kalsiyum ve magnezyum gibi alkali iyonların yıkanması ile veya bitkisel üretimde sürekli fizyolojik asit karakterli gübrelerin kullanılması gibi durumlarda toprak asitliğinde artışlar görülür.
Toprak asitliği bitki gelişimi üzerine farklı şekillerde olumsuz etkiler gösterebilir. Bununla birlikte asitlikte görülen artışa bağlı olarak bazı bitki besin elementlerinin alımında görülen azalmalar ya da toksik iyon etkileri en önemli sorun olarak değerlendirilebilir. Asit topraklarda fosfor, molibden kalsiyum gibi bazı besin elementlerinin çözünürlüklerindeki azalışa bağlı olarak eksiklikleri görülürken, alüminyum, mangan ve hidrojen gibi iyonlar ise toksite oluşturabilecek düzeylere çıkabilmektedir [2].
Asitlik, topraklarda ürün verimini sınırlayan önemli bir faktördür ve dünyada yaklaşık dört milyar hektarlık arazi asidiktir [3]. Yapılan bir ekonomik analizde Avustralya’da asitlik nedeniyle tahıl yetiştiriciliğinde üretim kaybına bağlı olarak yıllık 1.6 Avustralya doları kayıp söz konusu olduğu bildirilmiştir [4].
Azotlu gübre uygulamalarıyla ya da indirgenmiş N bileşiklerinin doğal ekosistemlere bırakılmasının ardından nitrifikasyon sırasında protonların salınmasının ve ardından nitratların yıkanmasının sonucunda topraklar asitlenmektedir [5]. Çin Halk Cumhuriyeti’nde özellikle üre formundaki azotlu gübrenin aşırı kullanımı sonucunda, toprak özelliklerinde de bağlı olarak toprak pH'sının 0,13-0,80 birimi aralığında düştüğü ve buna bağlı olarak ekili alanların önemli ölçüde asitlendiği bildirilmiştir [6]. Dünya ölçeğinde ekilebilir alanların yarısına yakınının asidik olduğu bu alanların giderek arttığı ifade edilmektedir [7].
Tarım Topraklarında Kireçleme Uygulamaları
Asit özellik gösteren topraklarda toprağı nötralize etmek amacıyla kireçleme uygulamaları en sık başvurulan yöntemdir. Asitliği gidermede yaygın olarak kullanılan kireçleme materyalleri kireç taşı, sönmüş ve sönmemiş kireç, dolomit gibi kalsiyum bileşikleridir [8]. Kalsiyum tek başına kullanıldığında toprak pH’sını arttıramazken kireçleme materyallerindeki bazik katyonlar asit topraklardaki hidrojen iyonları ile nötralize olabilmektedir [9].
Kireçleme, topraktaki asitliği gidererek tarımsal üretimde verimliliği artıran önemli bir kültürel uygulamadır. Doğru yapıldığı takdirde bitkisel üretimde önemli yararlar sağlar, bu yararlardan bazıları şu şekildedir [1]:
Asit topraklarda kireçleme ile bitkiler daha az alüminyum toksitesine maruz kalacaklarından daha iyi bir kök gelişimi gösterirler.
Kireçleme de kullanılan materyale göre toprağa kalsiyum ve magnezyum gibi bitki besin elementleri kazandırılmış olur.
Uygulama ile toprak pH’sı artışına bağlı olarak besin elementlerinin çözünürlüğü de artış göstereceğinden bitki kökleri aracılığıyla besin alımı artar.
Kireçleme ile topraklarda katyon değişim kapasitesi (KDK) artış gösterir ve bu durum özellikle potasyum gibi temel katyonların yıkanarak kayba uğramalarına engel olur.
Baklagillerde nodül oluşumu destekleneceği için biyolojik azot fiksasyonunda artış görülür.
Optimal toprak pH’sında bazı herbisitlerin parçalanması daha kolay olacağından ürün rotasyonunda bitkilerin zarar görmesi engellenir. Bazı nematisitler kireçleme yapılan alanlarda daha etkili çalışırlar.
Toprak özelliklerine bağlı olarak verilecek kireç miktarı değişkenlik gösterir. Toprakta optimum bitki gelişimini sağlayabilmek için toplam asitliği nötralize edecek olan kireç miktarı, o toprağın kireç ihtiyacı olarak ifade edilir [10]. Bitkiler genel olarak nötre yakın pH değerlerinde iyi gelişim gösterseler de optimum pH isteğinin tüm bitkiler için aynı olmadığını belirtmek gerekir. Bu nedenle kireçleme yapılırken toprak özelliklerine ilaveten yetiştirilen bitkinin optimum pH isteği de bilinmelidir. Gereğinden fazla kireç uygulanması durumunda farklı beslenme problemlerinin görülmesi her zaman olasıdır. Bazı bitkilerinin optimum pH istekleri Çizelge 1’de verilmiştir.
Çizelge 1. Bazı kültür bitkilerine ait optimum pH istekleri [1].
| Bitki | Kireçleme için hedef pH |
|---|---|
| Mısır | 6,0 |
| Soya | 6,0 |
| Pamuk | 6,2 |
| Kuşkonmaz | 6,5 |
| Fasulye | 6,0 |
| Domates | 6,5 |
| Yonca | 6,5 |
| Elma | 6,5 |
| Çilek | 6,0 |
| Köknar | 5,5 |
| Yaban mersini | 4,5 |
Genel olarak kireçleme materyalleri 2 farklı tipte bulunurlar. Kalsitik kireç taşı olarak adlandırılan birinci grup içerisinde kalsiyum karbonat (CaCO3), kalsiyum hidroksit [Ca(OH)2] veya kalsiyum oksit (CaO) yer alır. Kalsiyumla birlikte önemli miktarda magnezyumda içeren dolomitik kireç taşı [CaMg(CO3)2] ise ikinci tip olarak sınıflandırılır.
Topraklarda Kireç Uygulamalarının Sera gazı Salınımlarına Etkisi
Asit topraklarda nötralizasyonu sağlamak amacıyla kireçleme materyallerinin toprağa uygulanmasının bazı çevresel etkileri de olmaktadır. Bu etkiler birçok değişkene bağlı olarak farklılık gösterebilir. Küresel ısınmaya neden olan sera gazlarından CO2 ve N2O gazları CH4’ göre kireçleme uygulamalarından daha fazla etkilenir. Bu etkiler aşağıdaki başlıklarda özetlenmeye çalışılmıştır.
Topraklarda Karbondioksit Salınımı Üzerine Kireçlemenin Etkileri
Toprakların bozulması, son yıllarda küresel ölçekte önemli bir tehdit haline gelmiş durumdadır. Topraklardaki bozulmalar sonucunda toprağı ıslah etmek amacıyla kireç, kükürt, jips, değişik organik bileşikler gibi iyileştiriciler kullanılarak toprak verimliliği artırılmaya çalışılmaktadır. Bu durum bir taraftan iyileştirmeler sağlarken diğer taraftan daha farklı çevre sorunlarıyla karşılaşmamıza neden olabilmektedir. Kireç ve kireçlemenin karbon stoku üzerindeki etkisi son yıllarda önem kazanan bir konu olmuştur.
Genel olarak, kireçlemenin topraklardaki karbon konsantrasyonu üzerindeki etkisi, çevresel özellikler ve toprak yapısına göre değişim gösterir. Otlaklarda uzun yıllar yapılan kireç uygulamalarının toprak karbon içeriği üzerine etkilerinin incelendiği bir çalışmada kireçli topraklarda kireçsiz topraklara göre daha yüksek oranda organik karbon birikimi görüldüğü ifade edilmiştir [11]. Bunun nedeni artan biyokütle ve biyolojik aktivite nedeniyle karbon girdilerindeki artışa bağlı olarak açıklanmaktadır.
Asit topraklara kireç uygulanmasına bağlı olarak atmosferik CO2 miktarında artışlar görülebilmektedir [12]. Bu durum altta gösterilen denklem ile açıklanmaya çalışılmıştır:
CaCO3 + 2H+ Ca+2 + CO2 + H2O
Kireç, toprak neminde çözündükten sonra değişim kompleksindeki kalsiyum (Ca2+) ve bikarbonat (HCO3-) iyon konsantrasyonları artar. Bunun sonucunda Al3+ iyonları Ca2+ iyonları ile yer değiştirir ve alüminyumun asit hidrolizindeki düşüşe bağlı olarak toprak pH’sında yükselme gerçekleşir. Bu esnada oluşan bikarbonat (HCO3-) iyonlarının toprakta mevcut H+ iyonları ile reaksiyona girmesiyle karbondioksit (CO2) ve su (H2O) açığa çıkmış olur. Bu işlemler sonucunda toprakta asitliğe neden olan H+ konsantrasyonu azalırken, Al3+ iyonlarının neden olduğu toksite ve Ca2+ eksikliği gibi bitki gelişimini engelleyen durumlar kısmen ortadan kaldırılmış olur [13].
Sonuç itibariyle tarım topraklarına kireç uygulanması ile bu materyallerde bulunan karbonatın bir kısmı CO2 olarak atmosfere salınır. Tarım kireci kalsit (CaCO3) veya dolomit (MgCa(CO3)2) olarak uygulanabilir. Tarımsal kirecin Amerika Birleşik Devletleri'ndeki karbondioksit emisyonlarına katkısını hesaplamak üzere yapılan bir analizde tarım kireci uygulamalarından kaynaklanan net CO2 emisyonlarının 1 Mg kalsit için 0,059 Mg C ve 1 Mg dolomit için 0,064 Mg C olduğu ifade edilmiştir [14]. Araştırmacılar bu oranların IPCC’nin sırasıyla kalsit için 0,12 ve dolomit için 0,13 olarak verdiği emisyon faktörleriyle uyuşmadığını bildirirken yaptıkları tahminlerde ABD için tarım kireci uygulamalarına bağlı olarak yıllık 4,4-4,6 Tg CO2 emisyonu bildirmişlerdir.
ABD'de kalsit ve dolomit uygulamalarına bağlı olarak atmosfere salınan CO2’in toplam tarımsal sera gazı emisyonlarının %1,7'sini ve toplam sera gazı emisyonlarının %0,13'ünü oluşturduğu ifade edilmektedir [15].
Brezilya’da tarım topraklarının kireçlenmesine bağlı olarak oluşan CO2 salınımını hesaplayabilmek için yapılmış bir çalışmada 1990-2000 yılları arasındaki dönemde emisyon miktarının yılda 4,9-9,4 Tg arasında değiştiği ve ortalama 7,2 Tg olduğu bildirilmiştir [16].
Kireçleme kaynaklı sera gazı emisyonlarının azaltılması için yapılması gereken şey, karbonat içeren materyallerin yerine sönmemiş kireç (CaO) veya sönmüş kireç (Ca(OH)2) gibi oksitlerin uygulanmasıdır [17].
Asit Topraklarda Kireçlemenin Nitroz Oksit Salınımı Üzerine Etkileri
Küresel olarak, ekilebilir alanların büyük kısmını asit topraklar oluşturur ve asitlik arttıkça bitki gelişimi sınırlanır. Bu tip topraklarda başvurulan yöntem genellikle toprakların kireçlenmesidir. Kireçleme, pH’ının yükselmesini ve buna bağlı olarak topraklarda verimliliğin artmasını sağlar. Bunun yanında toprak karbon içeriği ve elementlerin döngüsüne bağlı olarak sera gazı emisyonlarını da etkiler. Sera gazı akışları üzerinde kireçlemenin etkilerinin incelendiği bir meta-analizde 121 adet çalışmanın sonuçlarında bildirilen 1500’ün üzerinde gözlem değerlendirmeye alınmış ve sonuçları paylaşılmıştır [18]. Çalışmada değerlendirilen verilere göre kireçlemenin ürünlerde verim artışı üzerine etkisi % 36 oranında ve pozitif olarak gerçekleşmiştir. Toprak organik karbon stoklarındaki artış oranı ise yıllık % 4,5 olmuştur. Kireç uygulamalarına bağlı olarak topraklardan N2O emisyonunda %21.3 oranında azalma meydana gelmiştir. Çeltik tarımı yapılan alanlarda ise kireçleme ile % 19 oranında CH4 salınımında azalma görülmüştür. Araştırmacıların çalışmada elde ettikleri verilere göre asit reaksiyona sahip toprakların düzenli olarak kireçlenmeleri sonucunda bulunan sera gazı bütçesi şu şekilde olmuştur: Yıllık olarak topraklardan N2O emisyonunda 0,60-0,67 Tg ve çeltik alanlarında CH4 emisyonunda 1.75-2,21 Tg miktarında azalma gerçekleşirken organik karbon stoklarındaki artış miktarı 66-110 Tg değerleri arasında tahmin edilmiştir. Bununla birlikte kireçleme nedeniyle gerçekleşen CO2 salınımının yıllık olarak 624-656 Tg değerleri arasında gerçekleşeceği ifade edilmiştir. Bu sonuçlara göre oluşan sera gazı dengesinin nötr olacağı belirtilirken oluşan verim artışlarına bağlı olarak kireçlemenin küresel olarak potansiyel bir yarar sağlayacağına vurgu yapılmıştır.
Toprakların kireçlenmesi ile azot kayıplarının incelendiği bir çalışmada kireçleme ile yıkanarak azot kaybının ve atmosfere N2O emisyonlarının azaldığı fakat kireçlemeye bağlı olarak oluşan doğrudan CO2 emisyonlarının arttığı belirtilmiştir [19]. Çalışmada kireçlemeden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının, N2O emisyonlarını azaltarak tasarruf edilen miktara oranla yaklaşık dört kat daha fazla olduğu ifade edilmiştir.
Asidik toprakların ıslahı amacıyla kireçleme materyalleri eklenmesine karşın bu materyallerin ilavesi ile toprak pH’sında oluşan değişimlerin, N2O emisyonu üzerine olan etkileri tam anlamıyla ortaya konulmamıştır [20]. Araştırmacılar bu amaçla yaptıkları bir çalışmada pH’sı 5.35 olan bir toprakta dört farklı kireçleme materyalinin N2O salınımı üzerine olası etkilerini incelemişlerdir. Çalışmada kireçleme materyalleri olarak dolomit-CaMg(CO3)2, kalsit-CaCO3, kalsiyum hidroksit-Ca(OH)2 ve kalsiyum oksit-CaO kullanılmış olup tüm uygulamalar sonucunda N2O salınımında düşüş görülmüştür. Diğer uygulamalara göre N2O salınımındaki en yüksek azalma Ca(OH)2 uygulamasında elde edilmiştir ve bu durum pH’yı daha fazla artırması ile ilişkilendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre N2O salınımının azalmasında toprağın C ve N dinamiklerinden çok toprak PH’sının etkili olduğu vurgulanmıştır.
Toprak işlemesiz tarım yapılan ve kireç uygulanan alanlarda sera gazı salınımlarının etkilerini ortaya koymak üzere yapılmış olan bir çalışmada yetersiz drenaja sahip asidik bir topraktan N2O ve CH4 emisyonları gözlenmiştir [21]. Çalışma sonuçlarına göre konvansiyonel tarım uygulamaları yapılan alanlarda kireçleme ile N2O salınımları %61 oranında azalırken toprak işlemesiz tarım yapılan alanlarda herhangi bir etki görülmemiştir. Araştırmacılar elde ettikleri sonuçlara göre toprak işlemesiz tarımın toprağın fiziksel özelliklerini iyileştirmek ve aynı zamanda N2O ve CH4 emisyonlarını azaltmak için önemli bir araç olduğunu vurgulamışlardır.
Yarı kurak bölgelerde yaz yağmurlarını takiben bitki gelişimi esnasında uygulanan azotlu gübreleme ile N2O salınımlarının arttığı bildirilirken bu bölgelerde kireçleme ile bu salınımların değişiminin belirlendiği bir çalışma yapılmıştır [22]. Bu amaçla denemeden bir yıl önce kireç uygulanarak pH yükseltilmiş olup iki farklı pH’ya sahip (4,21 ve 6,34) toprak oluşturulmuştur. Çalışmada N2O emisyonları, toprak kuruyken 0'dan toprağın ıslanmasını takiben 0,065 µg N2O-N g kuru toprak-1 saat-1 'ya kadar değişim göstermiş olup bu durum denitrifikasyon ve nitrifikasyonla ilişkilendirilmiştir. Artan toprak pH'ı, yalnızca kayıplar nitrifikasyonla ilişkilendirildiğinde N2O emisyonlarını azaltmıştır. Araştırıcılar asit özelliklere sahip, salınımların nitrifikasyondan kaynaklandığı yarı kurak bölge topraklarında N2O salınımlarını azaltmak için kireçleme yoluyla toprak pH’sını artırmayı önermişlerdir.
Bunun yanında toprak pH'ının N2O emisyonları üzerindeki net etkisini tahmin etmek çoğunlukla zordur [23] ve emisyon kaynağına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir [24]. Asidik özelliklere sahip bir toprakta kireçlemenin N2O emisyonu üzerine olası etkilerinin incelendiği bir çalışmada elde edilen sonuçlara göre denitrifikasyon sırasında kümülatif N2O emisyonları, nitrifikasyon koşullarına kıyasla çok yüksek değerlere ulaşmıştır [25]. Çalışma sonuçlarına göre denitrifikasyon sırasında N2O emisyonu, artan toprak pH'ı ile önemli ölçüde artış göstermiştir.
Biyokömür Uygulamalarının Sera Gazı Emisyonları Üzerine Etkileri
Biyokütlenin yüksek sıcaklık altında, oksijensiz veya sınırlı oksijen koşullarında termo-kimyasal dönüşüm ile elde edilmiş olan karbonca zengin, ayrışmaya dayanıklı ve gözenekli yapıya sahip olan organik bileşikler biyokömür olarak tanımlanmaktadır.
Üretilen biyokömürlerin büyük oranda alkali karakterde olması, bugüne kadar yapılan çalışmaların büyük bir kısmının asit karakterli topraklarda olmasına neden olmuştur. Kireçlemede olduğu gibi uygulandığında toprağın pH’sının yükselterek besin elementlerinin yarayışlılığının artmasına neden olduğu için birçok araştırmanın konusu olmuştur [26].
Son yıllarda toprak düzenleyici olarak kullanımı giderek yaygınlaşan biyokömürün, atmosferdeki karbonun toprakta tutulmasını sağlamasından dolayı küresel ısınmanın azaltılmasına önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte yapılan çalışmalar göstermiştir ki biyokömür uygulamalarının etkileri toprak, bitki ve diğer çevresel faktörlere göre değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin çeltik ve buğday tarımı yapılan iki farklı alanda biyokömür uygulamalarının verim ile birlikte sera gazı salınımları üzerine etkilerinin incelendiği bir çalışmada biyokömürün uygulanması ile çeltik üretim alanında gelişme dönemi boyunca CH4 salınımı %37 oranında artarken buğdayda biyokömür ilavesi CH4 salınımını etkilememiştir [18]. Bunun yanında biyokömür uygulamasına bağlı olarak N2O emisyonları çeltik ve buğday için sırasıyla %54 ve %53 oranında azalırken verimdeki artış oranları ise %12 ve % 17 olarak gerçekleşmiştir.
Biyokömür uygulamalarının toprak sera gazı akışları üzerindeki etkilerini inceleyen çok sayıda çalışmaya rastlamak mümkündür. Bu amaçla yapılan bir meta analizde dünya genelinde yapılmış olan 91 adet makalenin sonuçları üzerinden CO2, CH4 ve N2O akışları üzerine biyokömür uygulamalarının etkileri değerlendirmeye çalışılmıştır [27]. Çalışma sonuçlarına göre biyokömür uygulamalarına bağlı olarak toprak CO2 akışları %22 oranında artış gösterirken N2O akışlarında ise %31’lik azalma olduğu bildirilmiştir. Bununla birlikte biyokömür uygulamaları toprakta CH4 akışı üzerine herhangi bir etki göstermemiştir.
Kaynaklar
Crozier, C., & Hardy D. (2018). Soil Acidity and Liming: Basic Information for Farmers and Gardeners. NC State Extension Publications. https://content.ces.ncsu.edu/soil-acidity-and-liming-basic-information-for-farmers-and-gardeners#section_heading_7189 (Access date: 05.07.2023).
Robson, A. (Ed.). (2012). Soil acidity and plant growth. Elsevier.
Baligar, V.C., Fageria, N.K., & He, Z.L., (2001). Nutrient use efficiency in plants. Commun. Soil Sci. Plant Anal. 32, 921–950.
Petersen, E., (2015). Economic Analysis of the Impacts and Management of Subsoil Constraints. Report for the Grains Research and Development Corporation Funded Project: DAW00242 Subsoil Constraints-Understanding and Management. Department of Primary Industries and Regional Development, Western Australia. https://agric.wa.gov.au/n/5226 (accessed 7 July 2023).
Wang, Y., Yao, Z., Zhan, Y., Zheng, X., Zhou, M., Yan, G., … Butterbach‐Bahl, K. (2021). Potential benefits of liming to acid soils on climate change mitigation and food security. Global Change Biology, 27(12), 2807–2821. doi:10.1111/gcb.15607
Guo, J., Liu, X., Zhang, Y., Shen, J., Han, W., Zhang, W., Christie, P., Goulding, K. W. T., Vitousek, P. M., & Zhang, F. (2010). Significant acidification in major Chinese croplands significant acidification in major Chinese croplands. Science, 327, 1008–1010. https://doi.org/10.1126/science.1182570
Dai, Z., Zhang, X., Tang, C., Muhammad, N., Wu, J., Brookes, P. C., & Xu, J. (2017). Potential role of biochars in decreasing soil acidification – A critical review. Science of the Total Environment, 581–582, 601–611. https://doi.org/10.1016/j.scitotenv.2016.12.169
Özyazıcı G., Özdemir O., Özer S.P., & Kalcıoğlu Z., (2014). Kireçleme Materyali Olarak Kullanılan Şeker Sanayi Atığı Şlamın Çay Bitkisinin Verim, Kalite ve Toprak Özelliklerine Etkisi. Turk J Agric Res (2014) 1: 43-54 TÜTAD ISSN: 2148-2306.
Anderson, NP., Hart, JM., Sullivan, DM., Christensen, NW., Horneck, DA. & Pirelli, GJ. (2013). Applying lime to raise soil ph for crop production (Western Oregon).
Kacar, B. (1984). Bitki besleme. Ankara Üniv. Ziraat Fak. Yay. No: 899, s. 169-175.
Fornara, D. A., Steinbeiss, S., McNamara, N. P., Gleixner, G., Oakley, S., Poulton, P. R., … Bardgett, R. D. (2011). Increases in soil organic carbon sequestration can reduce the global warming potential of long-term liming to permanent grassland. Global Change Biology, 17(8), 2762–2762. doi:10.1111/j.1365-2486.2011.02445.x
Majumder, S. P., Krishna Chaitanya, A., Datta, A., Padhan, D., Badole, S., & Mandal, B. (2018). Dynamics of Carbon and Nitrogen in Agricultural Soils: Role of Organic and Inorganic Sources. Soil Management and Climate Change, 151–169. doi:10.1016/b978-0-12-812128-3.00011-2
Kalkhoran, S. S., Pannell, D. J., Thamo, T., White, B., & Polyakov, M. (2019). Soil acidity, lime application, nitrogen fertility, and greenhouse gas emissions: Optimizing their joint economic management. Agricultural Systems, 176, 102684. doi:10.1016/j.agsy.2019.10268
West, T. O., & McBride, A. C. (2005). The contribution of agricultural lime to carbon dioxide emissions in the United States: dissolution, transport, and net emissions. Agriculture, Ecosystems & Environment, 108(2), 145–154. doi:10.1016/j.agee.2005.01.002
EPA, 2004. Inventory of U.S. Greenhouse Gas Emissions and Sinks: 1990–2002, EPA 430-R-04-003. U.S. Environmental Protection Agency, Washington, DC.
Bernoux, M., Volkoff, B., Carvalho, M. da C. S., & Cerri, C. C. (2003). CO2emissions from liming of agricultural soils in Brazil. Global Biogeochemical Cycles, 17(2), n/a–n/a. doi:10.1029/2001gb001848
Kayıkçıoğlu, H.H., & Okur, N., (2012). Sera gazı salınımında tarımın rolü. Adnan Menderes Üni. Zir. Fak. Dergisi, 9(2): 25-38
Wang, J., Pan, X., Liu, Y:, Zhang, X. & Xiong, Z., (2012). Effects of biochar amendment in two soils on greenhouse gas emissions and crop production. Plant and Soil volume 360, pages287–298 (2012)
Gibbons, J. M., Williamson, J. C., Williams, A. P., Withers, P. J. A., Hockley, N., Harris, I. M., … Healey, J. R. (2014). Sustainable nutrient management at field, farm and regional level: Soil testing, nutrient budgets and the trade-off between lime application and greenhouse gas emissions. Agriculture, Ecosystems & Environment, 188, 48–56. doi:10.1016/j.agee.2014.02.016
Shaaban, M., Wu, Y., Wu, L., Hu, R., Younas, A., Nunez-Delgado, A., … Jiang, Y. (2020). The Effects of pH Change through Liming on Soil N2O Emissions. Processes, 8(6), 702. doi:10.3390/pr8060702
García-Marco, S., Abalos, D., Espejo, R., Vallejo, A., & Mariscal-Sancho, I. (2016). No tillage and liming reduce greenhouse gas emissions from poorly drained agricultural soils in Mediterranean regions. Science of The Total Environment, 566, 512-520.
Barton, L., Gleeson, D. B., Maccarone, L. D., Zúñiga, L. P., & Murphy, D. V. (2013). Is liming soil a strategy for mitigating nitrous oxide emissions from semi-arid soils?. Soil Biology and Biochemistry, 62, 28-35.
Page, K.L., Allen, D.E., Dalal, R.C., Slattery, W., (2009). Processes and magnitude of CO2, CH4, and N2O fluxes from liming of acidic Australian soils: a review. Australian Journal of Soil Research 47, 747e762.
Clough, T.J., Kelliher, F.M., Sherlock, R.R., Ford, C.D., 2004. Lime and soil moisture effects on nitrous oxide emissions from a urine patch. Soil Science Society of America Journal 68, 1600e1609.
Feng, K., Yan, F., Hütsch, B. W., & Schubert, S. (2003). Nitrous oxide emission as affected by liming an acidic mineral soil used for arable agriculture. Nutrient Cycling in Agroecosystems, 67, 283-292.
Günal, E, Erdem, H., (2018). Biyokömür; Tanımı, Kullanımı ve Tarım Topraklarındaki Etkileri. ADÜ ZİRAAT DERG, 2018;15(2):87-93 — doi: 10.25308/aduziraat.405858
He, Y., Zhou, X., Jiang, L., Li, M., Du, Z., Zhou, G., … Xu, C. (2016). Effects of biochar application on soil greenhouse gas fluxes: a meta-analysis. GCB Bioenergy, 9(4), 743–755. doi:10.1111/gcbb.12376