Modül 2

Arazi ve Gübre Kullanımından Kaynaklanan Sera Gazı Emisyonları ve İklim Değişikliğine Karşı Koruma Önlemleri

Öğrenmeye başla →

Bölümler

  1. 1İklim değişikliğinin toprak özellikleri üzerine etkileri15 dk
  2. 2Tarım Topraklarında Karbon Bütçesi25 dk
  3. 3Arazi kullanım değişikliklerinin toprak karbon içeriğine etkisi16 dk
  4. 4Toprak özelliklerinin sera gazı emisyonları üzerine etkisi18 dk
  5. 5Gübre kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonları23 dk
  6. 6Tarım topraklarında kireç uygulamalarının sera gazı salınımı üzerine etkileri16 dk
  7. 7İklim değişikliği açısından gübrelemeyi daha sürdürülebilir hale getirmek17 dk
  8. 8Ormansızlaşma, çölleşme ve erozyona karşı mücadele14 dk

Modüle genel bakış

  • İklim değişikliğinin toprak özellikleri üzerindeki etkileri,

  • Tarım topraklarının karbon bütçesi ve karbon tutulumunun artırılmasının önemi,

  • Arazi kullanımı değişikliklerinin toprak karbon stokları üzerindeki etkileri,

  • Toprak özelliklerinin tarım topraklarından kaynaklanan sera gazı emisyonlarına etkisi,

  • Gübre kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonları,

  • Kireç uygulamasının tarım topraklarının sera gazı emisyonu üzerindeki etkileri

  • Gübrelemenin iklim değişikliği açısından daha sürdürülebilir hale getirilmesi,

  • Ormansızlaşma, çölleşme ve erozyonla mücadele

Giriş

Küresel ısınmaya neden olan sera gazlarının önemli bir bölümü tarımsal faaliyetler sonucunda atmosfere salınmaktadır. Tarımsal kaynaklı sera gazı emisyonları büyük oranda nitroz oksit (N2O) ile metan (CH4) gazından oluşur. Bu gazlar CO2’e oranla atmosferde daha az bulunmasına karşın küresel ısınma potansiyelleri daha yüksek olan gazlardır. Tarım kaynaklı emisyonlar içerisinde gübre kullanımına bağlı olarak oluşan emisyonlar önemli bir paya sahiptir. Gübre kaynaklı emiyonlar daha çok azotlu gübrelerin uygulanması sonucunda gerçekleşen N2O emisyonu ile kendini gösterir. Geçen yıllar içerisinde sentetik gübrelere bağlı oluşan emisyon miktarındaki artış oranı, diğer tarım kaynaklı emisyon faktörlerine kıyasla çok daha yüksek oranlarda artış göstermiştir. Sentetik gübrelerin yanı sıra hayvan gübreleri de tarımsal kaynaklı sera gazı emisyonları içerisinde önemli bir paya sahiptir. Toprak karbon tutulumunda arazi kullanım şekli büyük önem taşır. Çayırlar ve ormanlar genellikle ekilebilir tarım alanlarına oranla karbonu daha yüksek oranda tutarlar. Arazi kullanımındaki değişimlere bağlı olarak toprağın karbon dengesinde büyük farklar oluşabilir. Ormanlık alanlar, çayır meralar veya diğer doğal ekosistemler ekilebilir tarım alanlarına dönüştürüldüklerinde toprak organik karbonunda azalışlar görülür. Topraklar, doğada çok uzun bir süreç sonunda oluşurlar. Dünyadaki yaşamın temeli olan toprak üzerindeki baskı her geçen gün artmaktadır. Toprak okyanuslardan sonra en büyük karbon yutağı olup iklim değişimine karşı önemli bir denge unsuru konumundadır. Karbon, karalarda bitkilerden daha fazla miktarlarda toprakta depolanmaktadır. Bu nedenle, toprak organik karbonunu kütlesinde meydana gelen küçük değişimler bile atmosferik CO2 konsantrasyonu ve dolayısıyla iklim değişikliği üzerinde derin etkilere sahip olabilir. İklim değişikliği ve toprak arasında sürekli ve karşılıklı bir etkileşim söz konusudur. Topraklar iyi yönetilmezse hem daha fazla sera gazı emisyonuna neden olurken hem de karbon depolama yeteneklerini yeterince kullanamazlar. Küresel ölçekte giderek artan ve çeşitlenen gıda talebini karşılarken mevcut tarım alanlarını korumak ve doğal alanların tarıma açılımına engel olmak büyük önem taşır. Bununla birlikte tarım alanlarında verimliliğin artırılması yanında toprak organik karbonunda oluşacak kayıpların en aza indirilmesini sağlayacak önlemlerin alınması, iklim değişikliğinin etkilerini minimuma indirmek adına tarihi bir sorumluluktur.

Modüle genel bakış

  • İklim değişikliğinin toprak özellikleri üzerindeki etkileri,

  • Tarım topraklarının karbon bütçesi ve karbon tutulumunun artırılmasının önemi,

  • Arazi kullanımı değişikliklerinin toprak karbon stokları üzerindeki etkileri,

  • Toprak özelliklerinin tarım topraklarından kaynaklanan sera gazı emisyonlarına etkisi,

  • Gübre kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonları,

  • Kireç uygulamasının tarım topraklarının sera gazı emisyonu üzerindeki etkileri

  • Gübrelemenin iklim değişikliği açısından daha sürdürülebilir hale getirilmesi,

  • Ormansızlaşma, çölleşme ve erozyonla mücadele

Giriş

Küresel ısınmaya neden olan sera gazlarının önemli bir bölümü tarımsal faaliyetler sonucunda atmosfere salınmaktadır. Tarımsal kaynaklı sera gazı emisyonları büyük oranda nitroz oksit (N2O) ile metan (CH4) gazından oluşur. Bu gazlar CO2’e oranla atmosferde daha az bulunmasına karşın küresel ısınma potansiyelleri daha yüksek olan gazlardır. Tarım kaynaklı emisyonlar içerisinde gübre kullanımına bağlı olarak oluşan emisyonlar önemli bir paya sahiptir. Gübre kaynaklı emiyonlar daha çok azotlu gübrelerin uygulanması sonucunda gerçekleşen N2O emisyonu ile kendini gösterir. Geçen yıllar içerisinde sentetik gübrelere bağlı oluşan emisyon miktarındaki artış oranı, diğer tarım kaynaklı emisyon faktörlerine kıyasla çok daha yüksek oranlarda artış göstermiştir. Sentetik gübrelerin yanı sıra hayvan gübreleri de tarımsal kaynaklı sera gazı emisyonları içerisinde önemli bir paya sahiptir. Toprak karbon tutulumunda arazi kullanım şekli büyük önem taşır. Çayırlar ve ormanlar genellikle ekilebilir tarım alanlarına oranla karbonu daha yüksek oranda tutarlar. Arazi kullanımındaki değişimlere bağlı olarak toprağın karbon dengesinde büyük farklar oluşabilir. Ormanlık alanlar, çayır meralar veya diğer doğal ekosistemler ekilebilir tarım alanlarına dönüştürüldüklerinde toprak organik karbonunda azalışlar görülür. Topraklar, doğada çok uzun bir süreç sonunda oluşurlar. Dünyadaki yaşamın temeli olan toprak üzerindeki baskı her geçen gün artmaktadır. Toprak okyanuslardan sonra en büyük karbon yutağı olup iklim değişimine karşı önemli bir denge unsuru konumundadır. Karbon, karalarda bitkilerden daha fazla miktarlarda toprakta depolanmaktadır. Bu nedenle, toprak organik karbonunu kütlesinde meydana gelen küçük değişimler bile atmosferik CO2 konsantrasyonu ve dolayısıyla iklim değişikliği üzerinde derin etkilere sahip olabilir. İklim değişikliği ve toprak arasında sürekli ve karşılıklı bir etkileşim söz konusudur. Topraklar iyi yönetilmezse hem daha fazla sera gazı emisyonuna neden olurken hem de karbon depolama yeteneklerini yeterince kullanamazlar. Küresel ölçekte giderek artan ve çeşitlenen gıda talebini karşılarken mevcut tarım alanlarını korumak ve doğal alanların tarıma açılımına engel olmak büyük önem taşır. Bununla birlikte tarım alanlarında verimliliğin artırılması yanında toprak organik karbonunda oluşacak kayıpların en aza indirilmesini sağlayacak önlemlerin alınması, iklim değişikliğinin etkilerini minimuma indirmek adına tarihi bir sorumluluktur.